TS 266

TS 266, Türk Standardları Enstitüsü tarafından yayımlanan ve insanî tüketim amaçlı suların tanımı, sınıflandırılması, kalite özellikleri, numune alma, muayene, deney ve piyasaya arz esasları için kullanılan ulusal bir içme suyu standardıdır. Su kalitesi ve arıtma uygulamaları açısından önemi, bir suyun içme, yemek hazırlama, gıda ile temas eden işlemler ve temizlik gibi insan tüketimine yönelik kullanımlarda mikrobiyolojik, kimyasal ve gösterge parametreler bakımından hangi kalite beklentilerini karşılaması gerektiğini sistematik biçimde tanımlamasından kaynaklanır.[1]

TS 266, Türkiye’de içme suyu analiz raporlarında, belediye ve su idaresi kalite izleme tablolarında, ambalajlı su değerlendirmelerinde, ihale ve şartname metinlerinde sık anılan bir referans standardıdır. Ancak standardın teknik referans niteliği ile yasal bağlayıcılığı birbirinden ayrılmalıdır. Türkiye’de insanî tüketim amaçlı suların hukuki çerçevesi esas olarak Sağlık Bakanlığı’nın ilgili yönetmeliği ve bu yönetmeliğin güncel mevzuat metni üzerinden yürür; TS 266 ise bu alandaki teknik standardizasyon dilini, sınıflandırmayı ve kalite parametrelerini açıklayan önemli bir ulusal standarttır.[3][4]

TS 266’nın Kapsamı

TS 266, insanî tüketim amaçlı sulara odaklanır. Standardın kapsamındaki su; orijinal hâliyle veya arıtıldıktan sonra içme, yemek yapma, gıda maddelerinin hazırlanması ve temizlik gibi amaçlarla kullanılan suyu ifade eder. Standart, kaynak suları, işlem görmüş kaynak suları ve kaynağına bakılmaksızın içme-kullanma amacıyla kullanılan sular için sınıflandırma ve kalite özellikleri verir.[1]

TS 266’nın kapsam dışı bıraktığı alanlar da teknik yorum açısından önemlidir. Standart; doğal mineralli su, içmece suyu, kaplıca suyu gibi şifalı suları, gıda maddesiyle doğrudan teması olmayan sanayi sularını, tıbbi amaçla kullanılan suları ve analitik laboratuvarlarda kullanılan özel saflıktaki suları kapsamaz. Bu ayrım, içme suyu standardı ile proses suyu, kazan suyu, saf su, laboratuvar suyu veya doğal mineralli su standardının birbirine karıştırılmaması için gereklidir.[1]

Standardın Tarihsel Konumu

TS 266’nın Nisan 2005 tarihli sürümü, önceki TS 266 baskılarının revizyonu olarak yayımlanmış ve “Sular – İnsanî tüketim amaçlı sular” başlığını taşımıştır. Standart geçmişinde 1984, 1997 ve 2005 baskıları ile 2014 tarihli TS 266/T1 tadili yer alır. TS 266/T1 kaydı, standardın “Water intended for human consumption” başlığıyla TSE standardı olarak yürürlükteki doküman geçmişinde gösterildiğini belirtir.[2]

Standartların zaman içinde değişmesi olağan bir durumdur. İçme suyu alanında toksikoloji, analitik kimya, dezenfeksiyon yan ürünleri, mikrobiyolojik izleme ve risk temelli yaklaşım geliştikçe ulusal mevzuat ve standartlar da değişebilir. Bu nedenle TS 266’ye dayalı teknik değerlendirme yapılırken yalnızca eski bir tablo kopyasına bakmak yeterli değildir; yürürlükteki yönetmelik, TSE doküman durumu ve ilgili analiz metodunun güncelliği birlikte kontrol edilmelidir.[2][4]

TS 266 ile Türkiye Mevzuatı Arasındaki İlişki

Türkiye’de insanî tüketim amaçlı suların teknik ve hijyenik şartları, Sağlık Bakanlığı tarafından yayımlanan “İnsani Tüketim Amaçlı Sular Hakkında Yönetmelik” ile düzenlenir. Yönetmelik 17.02.2005 tarihli ve 25730 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanmış; sonraki yıllarda çeşitli değişikliklerle güncellenmiştir.[5][4]

TS 266, teknik bir Türk standardıdır; yönetmelik ise idari ve hukuki bağlayıcılığı olan düzenleyici metindir. Bir laboratuvar raporunda “TS 266’ye uygundur” veya “İnsani Tüketim Amaçlı Sular Hakkında Yönetmelik’e uygundur” ifadeleri benzer parametreleri işaret edebilir, fakat aynı hukuki anlama gelmez. Özellikle resmi denetim, ruhsatlandırma, şebeke suyu izleme ve ambalajlı su piyasaya arzı bakımından güncel yönetmelik hükümleri esas alınır.[3][4]

TS 266’nin uygulamadaki değeri, parametre gruplarının ve kalite dilinin standartlaştırılmasında görülür. Belediyeler, su ve kanalizasyon idareleri, ambalajlı su işletmeleri, gıda işletmeleri, laboratuvarlar ve arıtma tesisi tasarımcıları, suyun içme suyu niteliğini yorumlarken TS 266’deki sınıflandırma ve parametre yaklaşımından yararlanabilir. Bununla birlikte, bir suyun yasal uygunluğu değerlendirilirken ölçüm tarihi itibarıyla yürürlükte olan mevzuat metni kontrol edilmelidir.[4]

TS 266’de Su Sınıflandırması

TS 266, kapsamındaki suları iki ana sınıfa ayırır. Birinci sınıf kaynak veya memba sularıdır. İkinci sınıf ise kaynak suları dışındaki insanî tüketim amaçlı sulardır. İkinci sınıf ayrıca işlem görmüş kaynak suları ve içme-kullanma suları şeklinde tiplere ayrılır. Bu sınıflandırma, suyun kaynağı, arıtma görüp görmediği ve piyasaya arz biçimi açısından kalite yorumunun daha düzenli yapılmasını sağlar.[1]

TS 266 sınıfı Kapsam Teknik yorum
Sınıf 1 Kaynak veya memba suları Yeraltı kaynaklı, doğal çıkışlı veya teknik yöntemlerle çıkarılan ve temel özelliklerini büyük ölçüde doğal koşullardan alan sular
Sınıf 2 Tip 1 İşlem görmüş kaynak suları Kaynak niteliği bulunan ancak dezenfeksiyon, filtrasyon, çöktürme, saflaştırma veya benzeri işlemlerden sonra standardın aradığı özellikleri sağlayan sular
Sınıf 2 Tip 2 İçme ve kullanma suları Kaynağına bakılmaksızın arıtılmış veya arıtılmamış hâlde içme, yemek hazırlama ve temizlik gibi insanî kullanım amaçları için değerlendirilen sular

Bu sınıflandırmanın pratik sonucu, bazı mikrobiyolojik ve gösterge parametrelerin farklı su tipleri için farklı örnek hacmi, izleme mantığı veya değerlendirme koşuluyla ele alınabilmesidir. Örneğin kaynak ve işlem görmüş kaynak sularında 250 mL hacim üzerinden yorumlanan bazı mikrobiyolojik parametreler, içme-kullanma suyu sınıfında 100 mL üzerinden değerlendirilebilir.[1]

Organoleptik Özellikler

Organoleptik özellikler, suyun duyusal olarak algılanan niteliklerini ifade eder. TS 266’de suyun berrak, tortusuz, kendine has renkte ve kokusuz olması beklenir. Bu nitelikler tek başına mikrobiyolojik veya kimyasal güvenlik kanıtı değildir; berrak ve kokusuz bir su arsenik, nitrat, pestisit veya mikroorganizma bakımından uygunsuz olabilir. Buna karşılık renk, koku, tat veya bulanıklıkta değişim, dağıtım sistemi, kaynak karışımı, organik madde, demir-mangan çözünmesi, dezenfeksiyon yan ürünü oluşumu veya biyofilm gibi sorunlara işaret edebilir.[1][8]

İçme suyunda duyusal kabul edilebilirlik halk sağlığı iletişimi açısından önemlidir. Su teknik açıdan belirli parametre değerlerini sağlasa bile tat, koku veya renk sorunları kullanıcıların alternatif ve daha güvensiz kaynaklara yönelmesine neden olabilir. Dünya Sağlık Örgütü içme suyu rehberlerinde içme suyu güvenliğinin yalnızca kimyasal sınır değerlerden ibaret olmadığını; kaynak koruma, arıtma, dağıtım sistemi kontrolü, izleme ve tüketici kabul edilebilirliğiyle birlikte düşünülmesi gerektiğini vurgular.[8]

Mikrobiyolojik Parametreler

İçme suyu standartlarında mikrobiyolojik parametreler en kritik kalite başlıkları arasındadır. Çünkü patojen mikroorganizmalar kısa sürede salgınlara yol açabilir ve kimyasal kirleticilere kıyasla akut sağlık riski daha hızlı ortaya çıkabilir. TS 266’de Escherichia coli, enterokoklar, Pseudomonas aeruginosa, koloni sayısı ve koliform bakteri gibi göstergeler yer alır.[1]

Parametre TS 266’deki teknik anlamı Su kalitesi açısından yorumu
Escherichia coli Fekal kirlenme göstergesi olarak değerlendirilir Tespit edilmesi, suyun dışkı kaynaklı kirlenmeye açık olabileceğini ve acil araştırma gerektiğini gösterir
Enterokoklar Fekal kirlenme ve dağıtım sistemi güvenliği açısından izlenir E. coli ile birlikte değerlendirilerek mikrobiyolojik uygunluk yorumu güçlendirilir
Koliform bakteri Hijyen ve dağıtım sistemi göstergesi olarak kullanılır Her koliform fekal kökenli değildir; ancak içme suyunda varlığı araştırma gerektirir
Pseudomonas aeruginosa Özellikle ambalajlı ve kaynak sularında önem taşıyan fırsatçı bakteri göstergesidir Dolum, depolama, biyofilm veya hijyen sorunlarıyla ilişkili olabilir
Koloni sayısı Genel heterotrofik bakteri yükü hakkında fikir verir Tek başına hastalık göstergesi değildir; ani artışlar işletme koşullarında değişim olduğunu gösterebilir

TS 266’de kaynak ve işlem görmüş kaynak suyu sınıfında E. coli ve enterokoklar için 250 mL örnek hacminde bulunmama, içme-kullanma suyu tipinde ise 100 mL örnek hacminde bulunmama yaklaşımı verilir. Pseudomonas aeruginosa kaynak ve işlem görmüş kaynak suları için 250 mL’de bulunmaması gereken parametre olarak yer alır.[1]

Mikrobiyolojik analizde sonuç yalnızca laboratuvar tekniğine değil, numunenin doğru alınmasına, steril kap kullanımına, musluk alevleme veya dezenfeksiyon prosedürüne, taşıma sıcaklığına, klor nötralizasyonuna ve analiz süresine bağlıdır. ISO 19458, mikrobiyolojik analiz için su numunesi alma, taşıma, saklama ve numune alma planlarının oluşturulması konusunda rehberlik sağlar.[11]

E. coli ve koliform bakterilerin sayımı için membran filtrasyon temelli standart yöntemler kullanılır. ISO 9308-1, E. coli ve koliform bakterilerin düşük arka plan bakteri florasına sahip sularda membran filtrasyon ve kromojenik besiyeri ile sayımını tanımlar. Bu nedenle TS 266 uyum değerlendirmesinde yalnızca parametre değerinin değil, kullanılan analiz metodunun da raporda belirtilmesi gerekir.[12]

Kimyasal Parametreler

Kimyasal parametreler, su içinde çözünmüş veya eser düzeyde bulunan inorganik ve organik maddelerin sağlık temelli veya kalite temelli sınırlarla değerlendirilmesini sağlar. TS 266’de arsenik, antimon, kadmiyum, krom, kurşun, cıva, nikel, nitrat, nitrit, siyanür, bromat, benzen, pestisitler ve polisiklik aromatik hidrokarbonlar gibi parametreler yer alır.[1]

Parametre grubu Örnek parametreler Kaynak veya oluşum örnekleri Değerlendirme notu
İnorganik iz elementler Arsenik, kurşun, kadmiyum, cıva, nikel, krom Jeolojik yapı, madencilik, endüstriyel faaliyet, tesisat malzemeleri Düşük derişimlerde bile uzun süreli maruziyet bakımından izlenir
Azot bileşikleri Nitrat, nitrit, amonyum Gübreleme, fosseptik, kanalizasyon sızıntısı, organik madde bozunması Nitrat ve nitrit özellikle bebekler ve hassas gruplar açısından önemlidir
Dezenfeksiyon yan ürünleri Bromat, trihalometanlar Ozonlama, klorlama, bromür varlığı, doğal organik madde Arıtma ve dezenfeksiyon tasarımında izlenmesi gerekir
Organik mikro kirleticiler Benzen, pestisitler, polisiklik aromatik hidrokarbonlar Yakıt, endüstri, tarımsal kullanım, yüzey akışı Kaynak koruma ve ileri analiz yöntemleriyle değerlendirilir
Gösterge ve estetik parametreler Demir, mangan, klorür, sülfat, sodyum, pH, iletkenlik, bulanıklık Doğal mineralleşme, korozyon, deniz suyu girişimi, arıtma kimyasalları Sağlık, tat-koku, tesisat ve işletme performansı birlikte yorumlanır

Bir kimyasal parametrenin suda ölçülmesi, tek başına sağlık riski bulunduğu anlamına gelmez. Risk; derişim, maruz kalma süresi, su tüketim miktarı, kimyasal tür, hassas nüfus grubu ve ilgili düzenleyici değere göre değerlendirilir. WHO içme suyu rehberleri de içme suyu kalitesinin sağlık temelli hedefler, risk değerlendirmesi ve su güvenliği planı yaklaşımıyla ele alınmasını önerir.[8]

Gösterge Parametreler

Gösterge parametreler, suyun güvenli olup olmadığını tek başına belirleyen mutlak sağlık sınırları olarak değil, sistem performansını ve olağan dışı değişimleri izlemek için kullanılan kalite göstergeleri olarak değerlendirilmelidir. TS 266’de alüminyum, amonyum, klorür, renk, iletkenlik, pH, demir, mangan, sülfat, sodyum, tat, koku, koloni sayımı, toplam organik karbon, bulanıklık ve radyoaktiflik gibi gösterge başlıkları bulunur.[1]

pH, dağıtım şebekesinde korozyon ve çökelme eğilimini etkileyen temel göstergelerden biridir. Düşük pH metal çözünmesini ve agresifliği artırabilir; yüksek pH ise dezenfeksiyon verimi, tat ve çökelme açısından sorun oluşturabilir. ISO 10523, içme suyu dâhil farklı su türlerinde pH tayini için elektrometrik ölçüm yöntemini tanımlar.[14]

Elektriksel iletkenlik, suda çözünmüş iyonların toplam etkisini yansıtan pratik bir göstergedir. Klorür, sülfat, sodyum, kalsiyum, magnezyum, bikarbonat ve diğer iyonların toplam varlığı ile ilişkilidir; ancak tek başına hangi iyonun ne kadar bulunduğunu göstermez. ISO 7888, su kalitesinde elektriksel iletkenlik ölçüm yöntemini açıklar.[15]

Bulanıklık, askıda katı maddeler, kil, silt, organik parçacıklar, metal hidroksit çökeltileri ve mikroorganizma taşıyan parçacıklarla ilişkili olabilir. TS 266’de bulanıklık gösterge parametresi olarak ele alınır; yüzey suyunun arıtılmasıyla elde edilen sularda daha sıkı bulanıklık kontrolü gerekir. ISO 7027-1, suda bulanıklığın optik türbidimetre veya nefelometre kullanılarak nicel ölçümünü tanımlar.[1][13]

TS 266’de Parametre Değeri Kavramı

TS 266’deki değerler, suyun belirli bir amaç için kabul edilebilir kalitede olup olmadığını değerlendirmek için kullanılır. Bu değerler “ölçülen sonuç”, “yasal parametrik değer”, “kılavuz değer”, “estetik hedef” ve “operasyonel hedef” kavramlarıyla karıştırılmamalıdır. Örneğin bir arıtma tesisinin işletme hedefi, mevzuattaki sınır değerden daha düşük bir iç hedef olabilir. Buna karşılık bir laboratuvar sonucunun sınırın hemen altında bulunması, sistemin uzun vadede güvenli işletildiğini tek başına kanıtlamaz.

Kavram Anlamı TS 266 yorumundaki yeri
Parametre değeri Belirli bir parametre için kabul edilen en yüksek veya aralık değer Standarda uygunluk değerlendirmesinde kullanılır
Analiz sonucu Belirli numunede laboratuvarın ölçtüğü değer Numune alma ve analiz yöntemiyle birlikte yorumlanır
Yasal sınır Mevzuatta bağlayıcı olarak belirlenmiş değer Resmi denetim ve izin süreçlerinde esas alınır
Kılavuz değer Sağlık veya kalite rehberliği için önerilen değer WHO gibi kurumların risk temelli değerlendirmelerinde kullanılır
Operasyonel hedef Arıtma tesisi veya işletmenin kendi performans hedefi Güvenlik payı ve proses kontrolü için sınır değerden daha sıkı seçilebilir

Uluslararası Standartlarla İlişki

TS 266, Türkiye bağlamında kullanılan ulusal bir standarttır. Avrupa Birliği’nde içme suyu kalitesi, 2020/2184 sayılı İçme Suyu Direktifi ile düzenlenir. Bu direktif, insan tüketimine yönelik suyun sağlık açısından güvenli ve temiz olmasını sağlamak için mikrobiyolojik, kimyasal ve gösterge parametreler yanında risk temelli yaklaşımı da içeren bir çerçeve sunar.[6]

Avrupa Komisyonu, yeniden düzenlenen İçme Suyu Direktifi’nin Ocak 2021’de yürürlüğe girdiğini ve üye devletlerin direktifi ulusal hukuka aktarması gerektiğini belirtir. Direktif, PFAS, bisfenol A, klorat, klorit, uranyum ve mikrobiyolojik riskler gibi güncel konulara daha kapsamlı yaklaşım getirmiştir.[7]

Dünya Sağlık Örgütü’nün içme suyu kalitesi rehberleri, ülkelerin ulusal mevzuat ve standartlarını oluştururken yararlandığı temel bilimsel kaynaklardan biridir. WHO yaklaşımında yalnızca son ürün analizi değil, havzadan musluğa kadar risk yönetimi, su güvenliği planları, mikrobiyolojik bariyerler, dezenfeksiyon ve dağıtım sistemi kontrolü birlikte değerlendirilir.[8]

Amerika Birleşik Devletleri’nde içme suyu kirleticileri için EPA tarafından “National Primary Drinking Water Regulations” kapsamında maksimum kirletici seviyeleri ve arıtma tekniği gereklilikleri belirlenir. EPA, maksimum kirletici seviyesini içme suyunda izin verilen en yüksek kirletici düzeyi olarak tanımlar ve bu değerlerin uygulanabilir teknoloji, maliyet ve halk sağlığı hedefleriyle birlikte belirlendiğini açıklar.[9]

Numune Alma ve Temsil Edicilik

TS 266’ye göre bir suyun değerlendirilmesi yalnızca laboratuvar cihazının doğruluğuna bağlı değildir; numunenin suyu gerçekten temsil edip etmediği en az analiz kadar önemlidir. Yanlış noktadan alınan, yeterince akıtılmadan doldurulan, uygun koruyucu içermeyen veya geç analiz edilen bir numune, suyun gerçek kalitesini yansıtmayabilir.

İçme suyu numunesi alınırken amaç açıkça belirlenmelidir. Kaynak kalitesi mi, arıtma tesisi çıkışı mı, depo çıkışı mı, dağıtım şebekesi mi, bina içi tesisat mı yoksa tüketici musluğu mu değerlendirilmektedir? Bu noktalar farklı riskleri temsil eder. Örneğin arıtma tesisi çıkışında uygun olan su, depoda klor kaybı, şebekede basınç düşmesi, bina içi tesisatta kurşun veya bakır çözünmesi ya da uç nokta hijyen sorunu nedeniyle farklı sonuç verebilir.

ISO 5667-5, insan tüketimine yönelik suların arıtma tesislerinden ve borulu dağıtım sistemlerinden numune alınmasına ilişkin ilkeleri tanımlar. Bu standart, etkili içme suyu izlemesinin numune alma programı tasarımcıları, arıtma tesisi işletmecileri, dağıtım sistemi operatörleri, numune alan personel, laboratuvar analistleri ve veriyi kullanan taraflar arasında işbirliği gerektirdiğini vurgular.[10]

Analiz Yöntemleri

TS 266’ye uygunluk değerlendirmesinde analiz yönteminin güvenilirliği, parametre değeri kadar önemlidir. Aynı su örneğinde farklı yöntemler, farklı tayin sınırları veya farklı örnek koruma koşulları kullanıldığında sonuçların karşılaştırılabilirliği azalabilir. Bu nedenle raporlarda metodun, ölçüm belirsizliğinin, tayin sınırının ve akreditasyon kapsamının belirtilmesi gerekir.

Anyonlar için iyon kromatografisi yaygın kullanılan yöntemlerden biridir. EPA Method 300.1, reaktif su, yüzey suyu, yeraltı suyu ve bitmiş içme suyunda florür, klorür, nitrit, bromür, nitrat, fosfat, sülfat gibi yaygın inorganik anyonlar ile bazı dezenfeksiyon yan ürünü anyonlarının belirlenmesini kapsar.[16]

Arsenik, kadmiyum, kurşun, nikel, cıva ve benzeri iz elementler için ICP-MS gibi yüksek duyarlıklı teknikler kullanılır. EPA Method 200.8, yeraltı suları, yüzey suları ve içme sularında çözünmüş ve toplam geri kazanılabilir element derişimlerinin indüktif eşleşmiş plazma kütle spektrometrisiyle belirlenmesine ilişkin prosedürleri açıklar.[17]

pH, iletkenlik ve bulanıklık gibi saha veya hızlı laboratuvar ölçümleri de kalite değerlendirmesinde önemli yer tutar. Bu parametreler çoğu zaman suyun kimyasal dengesinde veya işletme koşullarında meydana gelen ani değişimleri erken gösterir. Ancak pH veya iletkenlik gibi göstergeler tek başına bütün kirleticiler hakkında bilgi vermez; kapsamlı içme suyu değerlendirmesi için mikrobiyolojik ve kimyasal parametrelerle birlikte yorumlanmaları gerekir.[14][15]

Arıtma Tesisleri Açısından TS 266

TS 266, doğrudan bir arıtma prosesi tasarım standardı değildir; ancak arıtmanın ulaşması beklenen su kalitesi hedeflerinin belirlenmesinde kullanılır. Bir içme suyu arıtma tesisinde koagülasyon, flokülasyon, çöktürme, filtrasyon, aktif karbon, iyon değişimi, membran prosesleri, dezenfeksiyon ve pH düzeltme gibi üniteler ham suyun karakterine göre seçilir. Hedef, yalnızca tek bir parametreyi düşürmek değil, suyun mikrobiyolojik güvenliğini, kimyasal uygunluğunu ve dağıtım sistemi boyunca kararlılığını sağlamaktır.

Türkiye’de içme suyu temin edilen suların kalitesi ve arıtılması, kaynak suyu sınıflandırması ve arıtma gereksinimleri bakımından ayrıca düzenlenmiştir. İçme suyu temin edilen yüzeysel suların arıtma sınıfı, uygulanacak proses ve nihai su kalitesi, insanî tüketim amaçlı sulara ilişkin yönetmelik hedefleriyle birlikte değerlendirilir.[18]

Koagülasyon, Çöktürme ve Filtrasyon

Yüzeysel sularda bulanıklık, renk, doğal organik madde, alg, kil ve askıda katı yükü değişkendir. Koagülasyon ve flokülasyon, bu küçük parçacıkları daha büyük floklara dönüştürerek çöktürme ve filtrasyon verimini artırır. Bu prosesler, dezenfeksiyon öncesinde bulanıklığı ve organik madde yükünü düşürerek mikrobiyolojik bariyerin güçlenmesine ve dezenfeksiyon yan ürünü oluşum potansiyelinin azalmasına katkı sağlayabilir. Ancak koagülant dozunun, pH’ın, alkalinitenin ve karıştırma koşullarının ham su analizine göre ayarlanması gerekir.

Aktif Karbon

Aktif karbon, özellikle tat-koku bileşikleri, bazı organik mikro kirleticiler, doğal organik madde fraksiyonları ve klor gibi oksidanların gideriminde kullanılabilir. Granül aktif karbon veya toz aktif karbon uygulaması, temas süresi, karbonun gözenek yapısı, organik yük, su sıcaklığı ve rekabetçi adsorpsiyon koşullarına bağlıdır. Aktif karbon çözünmüş mineral tuzlarını genel olarak gidermez; bu nedenle iletkenlik, sertlik, sodyum, klorür veya nitrat gibi iyonik parametreler için tek başına yeterli bir arıtma yöntemi olarak değerlendirilmemelidir.

Dezenfeksiyon

Dezenfeksiyon, TS 266 ve yönetmelik kapsamında mikrobiyolojik uygunluğun korunması için temel arıtma bariyeridir. Klorlama, klor dioksit, ozon ve ultraviyole gibi yöntemler farklı avantaj ve sınırlamalara sahiptir. Klor kalıcı dezenfektan etkisiyle dağıtım sisteminde koruma sağlayabilir; ancak doğal organik madde ve bromür varlığında dezenfeksiyon yan ürünleri oluşabilir. UV dezenfeksiyonu kimyasal kalıntı bırakmadan mikroorganizmaları inaktive edebilir; fakat şebeke boyunca kalıcı dezenfektan etkisi sağlamaz. Ozon güçlü bir oksidandır; ancak bromür içeren sularda bromat oluşumu açısından kontrol gerektirir.[8]

İyon Değişimi

İyon değişimi, belirli iyonların reçine üzerinde tutulup başka iyonlarla yer değiştirmesine dayanır. Nitrat gideriminde anyon değiştirici reçineler, sertlik gideriminde katyon değiştirici reçineler kullanılabilir. Reçine kapasitesi sınırlıdır; rejenerasyon, tuz tüketimi, rejenerant atığı, selektivite, organik kirlenme ve mikrobiyolojik büyüme dikkate alınmalıdır. İyon değişimi, bütün kirleticileri aynı anda gideren evrensel bir yöntem değildir.

Ters Ozmoz

Ters ozmoz, yarı geçirgen membran üzerinden basınç uygulanarak çözünmüş iyonların, birçok inorganik kirleticinin ve bazı organik maddelerin azaltılmasında kullanılan membran prosesidir. İçme suyu uygulamalarında arsenik, nitrat, florür, bor, sertlik, toplam çözünmüş madde ve tuzluluk gibi parametrelerin azaltılması için değerlendirilebilir. Ancak giderim verimi membran tipine, basınca, sıcaklığa, pH’a, besleme suyu bileşimine, geri kazanım oranına, ön arıtmaya ve membran bakım durumuna bağlıdır. Ters ozmoz permeatı düşük mineralli ve düşük alkaliniteli olabileceği için pH düzeltme, remineralizasyon ve hijyenik depolama tasarımı önem kazanır.

Evsel ters ozmoz cihazlarında TS 266 yorumunun dikkatle yapılması gerekir. Bir cihazın çıkış suyunda iletkenlik veya TDS değerinin düşmesi, mikrobiyolojik güvenliğin otomatik olarak sağlandığı anlamına gelmez. Membran sonrası depo, post karbon filtre, musluk, hortum ve bağlantı parçaları biyofilm açısından izlenmelidir. Ayrıca cihaz performansı üretici beyanından çok ham su analizi, bakım sıklığı, membran bütünlüğü ve çıkış suyu analizleriyle doğrulanmalıdır.

TS 266 ve Şebeke Suyu İzleme

Şebeke suyu izleme, tek bir numunenin uygun çıkmasından daha geniş bir süreçtir. Su kaynağı, arıtma tesisi, depo, ana dağıtım hattı, uç nokta, bina içi tesisat ve tüketici musluğu farklı risk bölgeleri oluşturur. Klor kalıntısı, basınç sürekliliği, boru kırıkları, geri emme, depo temizliği, korozyon ve hidrolik bekleme süresi, laboratuvar parametreleri kadar önemlidir.

TS 266’deki gösterge parametrelerin izlenmesi, sistemin olağan dışı davranışlarını erken fark etmeye yardım eder. Örneğin iletkenlikte ani artış kaynak karışımı veya tuzluluk girişimini; bulanıklıkta yükselme filtrasyon sorunu veya şebeke sedimentini; demir ve mangan artışı boru korozyonu veya yeraltı suyu karakterini; amonyum artışı organik kirlenme veya dezenfeksiyon ihtiyacını gösterebilir. Bu yorumlar tek parametreye dayandırılmamalı, ham su ve arıtılmış su trendleriyle birlikte yapılmalıdır.

Ambalajlı Sular Açısından TS 266

Ambalajlı sularda kaynak, dolum tesisi, kapak, şişe, depolama ve dağıtım koşulları kaliteyi etkiler. TS 266’nin kaynak ve işlem görmüş kaynak suyu ayrımı, bu suların doğal özellikleri ile işlem sonrası özelliklerinin ayrılmasına yardımcı olur. Ambalajlı sular için mikrobiyolojik güvenlik, dolum hattı hijyeni, ozon veya UV uygulamaları, kap ve kapak sanitasyonu, depolama sıcaklığı ve raf ömrü boyunca kalite değişimi birlikte izlenmelidir.[1]

Ambalajlı bir suyun etiketi, suyun kaynak türü, izin bilgileri ve analiz sonuçları hakkında bilgi verebilir; ancak tüketiciye sunulan etiket bilgisi, düzenli resmi denetim ve bağımsız laboratuvar analizinin yerine geçmez. Suyun güneş altında uzun süre bekletilmesi, sıcak depolama veya hijyenik olmayan damacana ekipmanı, başlangıçta uygun olan suyun kullanım noktasında kalite sorunları göstermesine neden olabilir.

Gıda İşletmeleri Açısından TS 266

Gıda işletmelerinde kullanılan su, yalnızca içme suyu olarak tüketilmediğinde bile gıda ile doğrudan temas edebilir. Yıkama, buz üretimi, buhar, proses suyu, durulama ve ürün formülasyonunda kullanılan suyun kalitesi gıda güvenliği açısından belirleyicidir. TS 266 ve ilgili yönetmelik, gıda işletmelerinin su kalitesi değerlendirmesinde temel referanslardan biridir; ancak prosesin niteliğine göre ek mikrobiyolojik, kimyasal veya işletme parametreleri gerekebilir.

Bir gıda işletmesinde şehir şebekesi suyu kullanılsa bile bina içi depo, yumuşatma sistemi, karbon filtre, UV cihazı, ters ozmoz sistemi veya kapalı devre hatlar su kalitesini değiştirebilir. Bu nedenle yalnızca ana şebeke analizine bakmak yeterli değildir; işletme içinde gıda ile temas eden gerçek kullanım noktalarından da periyodik numune alınmalıdır.

TS 266’nin Endüstriyel Su Standartlarından Farkı

TS 266 insan tüketimine yönelik su kalite standardıdır. Kazan besi suyu, soğutma suyu, proses suyu, farmasötik su, laboratuvar saf suyu, diyaliz suyu veya elektronik endüstrisi ultra saf suyu için farklı teknik gereklilikler bulunur. Örneğin TS 266’ye uygun bir içme suyu, yüksek basınçlı kazan için fazla sert veya fazla iletken olabilir. Buna karşılık ultra saf su, mineral içeriği çok düşük olduğu için içme suyu olarak doğrudan uygun kabul edilemez.

Bu ayrım arıtma sistemi seçimi açısından önemlidir. İçme suyu hedefiyle tasarlanan bir sistemde mikrobiyolojik güvenlik, dezenfeksiyon, tat-koku ve sağlık temelli parametreler ön plandayken; endüstriyel proses suyunda korozyon, kireçlenme, silika, iletkenlik, toplam organik karbon, partikül yükü veya spesifik iyonlar öncelikli olabilir. TS 266’nin kapsamı dışındaki kullanım alanları için ilgili proses standardı veya teknik şartname dikkate alınmalıdır.

Laboratuvar Raporlarında TS 266 Yorumu

Bir laboratuvar raporunda TS 266’ye göre uygunluk değerlendirmesi yapılırken raporun hangi parametreleri kapsadığı açık olmalıdır. Sadece pH, iletkenlik, bulanıklık ve birkaç iyon ölçülmüşse, bu rapor suyun tüm TS 266 parametreleri bakımından uygun olduğunu göstermez. Tam uygunluk yorumu için mikrobiyolojik, kimyasal ve gösterge parametrelerin ilgili kapsamda analiz edilmesi gerekir.

Raporlarda dikkat edilmesi gereken temel noktalar şunlardır:

  • Numunenin alındığı nokta ve tarih açıkça yazılmalıdır.
  • Numune alma işleminin laboratuvar tarafından mı, müşteri tarafından mı yapıldığı belirtilmelidir.
  • Analiz metodu, ölçüm birimi ve tayin sınırı görünür olmalıdır.
  • Sonuç ile parametrik değer aynı birimde karşılaştırılmalıdır.
  • Uygunluk yorumu yapılırken güncel mevzuat ve doğru standart sürümü kullanılmalıdır.
  • Mikrobiyolojik analizlerde taşıma süresi, sıcaklık ve steril numune kabı bilgileri değerlendirilmelidir.

Ölçüm birimi hataları TS 266 yorumunda sık görülür. µg/L ile mg/L arasında bin kat fark vardır. Örneğin 10 µg/L, 0,010 mg/L’ye eşittir. Arsenik, kurşun, kadmiyum gibi iz elementler çoğunlukla µg/L düzeyinde raporlanırken; nitrat, klorür, sülfat ve sodyum gibi ana iyonlar genellikle mg/L düzeyinde raporlanır. Birim dönüşümü yapılmadan uygunluk yorumu yapmak ciddi teknik hatalara yol açabilir.

Sağlık Açısından Değerlendirme

TS 266’nin sağlık açısından önemi, suyun mikrobiyolojik güvenlik ve kimyasal maruziyet bakımından kabul edilebilir düzeylerde tutulmasına yardımcı olmasından kaynaklanır. E. coli veya enterokok gibi göstergelerin bulunması kısa vadeli mikrobiyolojik riskleri işaret ederken; arsenik, kurşun, kadmiyum, nitrat veya pestisitler gibi kimyasal parametreler uzun süreli maruziyet açısından değerlendirilir.[1][8]

Sağlık değerlendirmesinde tek bir parametreye odaklanmak yanıltıcı olabilir. Örneğin nitrat düşük olsa bile mikrobiyolojik kirlilik olabilir; mikrobiyolojik sonuçlar uygun olsa bile arsenik veya pestisit bulunabilir. Bu nedenle içme suyu güvenliği çoklu bariyer yaklaşımıyla ele alınır: kaynak koruma, uygun arıtma, dezenfeksiyon, kapalı ve basınçlı dağıtım, depo hijyeni, düzenli izleme ve doğru laboratuvar analizi birlikte çalışmalıdır.[8]

Kaynatma, mikrobiyolojik risklerin azaltılmasına katkı sağlayabilir; ancak arsenik, kurşun, nitrat, pestisit, tuzluluk veya sertlik gibi birçok kimyasal parametreyi ortadan kaldırmaz. Hatta buharlaşma nedeniyle bazı çözünmüş maddelerin derişimi artabilir. Bu nedenle kimyasal uygunsuzluklarda kaynatma genel bir arıtma çözümü olarak yorumlanmamalıdır.

TS 266 ve Su Güvenliği Planı Yaklaşımı

Modern içme suyu yönetimi, yalnızca son ürün analizine dayanmaz. WHO rehberlerinde su güvenliği planı yaklaşımı, kaynaktan tüketiciye kadar risklerin tanımlanmasını, kontrol önlemlerinin belirlenmesini, izleme noktalarının oluşturulmasını ve uygunsuzluk hâlinde düzeltici faaliyetlerin uygulanmasını içerir.[8]

TS 266, suyun hangi kalite parametreleri bakımından değerlendirileceğini ortaya koyarken; su güvenliği planı yaklaşımı bu parametrelerin neden bozulabileceğini ve bozulmadan önce nasıl kontrol edileceğini ele alır. Örneğin arsenik için kaynak jeolojisi, nitrat için tarımsal alanlar ve fosseptikler, bulanıklık için yağış ve yüzey akışı, E. coli için kanalizasyon karışımı, bromat için ozonlama koşulları, kurşun için bina içi tesisat malzemesi risk kaynağı olabilir.

Sık Karıştırılan Kavramlar

Kavram TS 266 ile ilişkisi Karıştırılmaması gereken nokta
TS 266 İnsanî tüketim amaçlı sular için Türk standardıdır Tek başına güncel mevzuat metni yerine geçmez
İnsani Tüketim Amaçlı Sular Hakkında Yönetmelik Türkiye’de yasal çerçeveyi belirler Teknik standart değil, hukuki düzenlemedir
WHO rehberi Uluslararası bilimsel kılavuz niteliğindedir Ulusal mevzuat yerine doğrudan bağlayıcı değildir
EPA MCL ABD içme suyu mevzuatındaki maksimum kirletici seviyesidir Türkiye için doğrudan yasal sınır değildir
AB İçme Suyu Direktifi AB ülkeleri için içme suyu kalite çerçevesi sağlar Türkiye’de ancak ulusal mevzuata yansıdığı ölçüde uygulanır
Laboratuvar sonucu Belirli bir numunedeki ölçümü gösterir Tüm su sisteminin sürekli uygun olduğunu tek başına kanıtlamaz

Uygulamada Sık Yapılan Hatalar

TS 266 yorumunda en yaygın hatalardan biri, sınırlı parametre analizini tam içme suyu uygunluğu gibi sunmaktır. Sadece birkaç fiziksel ve kimyasal parametreye bakılmış bir numune “içilebilir” şeklinde kesin yorumlanamaz. Mikrobiyolojik analizler, iz elementler, azot bileşikleri, organik kirleticiler ve gösterge parametreler birlikte değerlendirilmelidir.

İkinci hata, eski TS 266 tablolarını güncel mevzuat yerine kullanmaktır. Standardın tarihsel baskıları, tadilleri ve yönetmelik değişiklikleri dikkate alınmadan yapılan karşılaştırmalar yanlış sonuç verebilir. Özellikle ambalajlı sular, şebeke suları, kaynak suları ve arıtılmış sular için güncel mevzuat hükümleri kontrol edilmelidir.[2][4]

Üçüncü hata, arıtma cihazı çıkışında düşük TDS değerini TS 266 uygunluğu gibi değerlendirmektir. TDS veya iletkenlik yalnızca çözünmüş iyonların toplam etkisini yansıtır; mikrobiyolojik güvenlik, organik kirleticiler, dezenfeksiyon, metal çözünmesi ve depolama hijyeni hakkında tek başına yeterli bilgi vermez.

Dördüncü hata, “doğal su” ifadesini otomatik güvenlik anlamında kullanmaktır. Kaynak veya kuyu suyu doğal olabilir; ancak jeolojik arsenik, florür, bor, nitrat, mikrobiyolojik kirlenme veya yüzey suyu etkisi içerebilir. Doğallık, analiz ve izleme gerekliliğini ortadan kaldırmaz.

Arıtma Sistemi Seçiminde TS 266’nin Yeri

TS 266, arıtma sistemi seçmek için başlangıç kalite hedefi sağlar; ancak hangi arıtma yönteminin seçileceğini tek başına belirlemez. Arıtma tasarımı için ham suyun mikrobiyolojik durumu, bulanıklığı, organik madde içeriği, sertliği, alkalinitesi, pH’ı, iletkenliği, demir-mangan düzeyi, nitratı, arsenik veya bor gibi özel kirleticileri ve debi değişimleri bilinmelidir.

Örneğin arsenik sorunu olan bir yeraltı suyunda oksidasyon, koagülasyon-filtrasyon, adsorpsiyon, iyon değişimi veya ters ozmoz seçenekleri değerlendirilebilir. Nitrat sorunu için biyolojik denitrifikasyon, iyon değişimi veya ters ozmoz gündeme gelebilir. Yüksek bulanıklıklı yüzey suyunda membran veya UV öncesi iyi partikül giderimi gerekir. Her yöntemin atık akımı, kimyasal tüketimi, bakım ihtiyacı ve işletme riski farklıdır.

Bu nedenle TS 266’ye uygun su üretimi, yalnızca cihaz kurulumuyla değil, düzenli analiz, bakım, kalibrasyon, dezenfeksiyon, operatör eğitimi ve uygunsuzluk yönetimiyle sağlanır. Özellikle küçük yerleşimler, kırsal kuyular, özel tesisler, gıda işletmeleri ve ambalajlı su işletmeleri için su güvenliği yaklaşımı ve periyodik analiz planı kritik önemdedir.

TS 266’nin Sınırlamaları

TS 266, içme suyu kalitesi için temel bir teknik referans olsa da tüm çevresel veya endüstriyel su sorunlarını kapsamaz. Atık su deşarjı, sulama suyu kalitesi, yüzme suyu, doğal mineralli su, jeotermal su, kazan suyu, diyaliz suyu veya ilaç üretiminde kullanılan saf su için ayrı düzenlemeler ve standartlar gerekir.

Standart ayrıca tek başına bir izleme sıklığı, saha operasyon planı veya arıtma tesisi işletme el kitabı değildir. Hangi sıklıkta numune alınacağı, hangi kurumun denetim yapacağı, uygunsuzlukta hangi idari işlemlerin uygulanacağı ve halkın nasıl bilgilendirileceği mevzuat ve idari prosedürlerle belirlenir.[4]

Teknik Değerlendirmede Kullanılabilecek Kontrol Listesi

TS 266’ye dayalı bir su kalitesi değerlendirmesinde aşağıdaki sorular teknik yorumun güvenilirliğini artırır:

  • Numune hangi su tipinden alınmıştır: kaynak, işlem görmüş kaynak, şebeke, kuyu, depo, arıtma çıkışı veya cihaz çıkışı?
  • Kullanılan standart sürümü ve mevzuat metni güncel midir?
  • Analiz edilen parametreler tam uygunluk yorumu için yeterli midir?
  • Mikrobiyolojik numune uygun steril kapta, doğru sıcaklıkta ve zamanında laboratuvara ulaştırılmış mıdır?
  • Kimyasal parametrelerde birimler doğru dönüştürülmüş müdür?
  • Sonuçlar yalnızca sınır değerle değil, önceki trendler ve kaynak koşullarıyla birlikte değerlendirilmiş midir?
  • Arıtma sistemi varsa bakım, dezenfeksiyon, filtre değişimi ve membran performansı kontrol edilmiş midir?
  • Uygunsuzluk varsa kaynak, arıtma, depo, şebeke ve bina içi tesisat ayrı ayrı incelenmiş midir?

Bu kontrol listesi, TS 266’nin laboratuvar raporuna indirgenmeden bütüncül bir su kalitesi yönetimi aracı olarak kullanılmasına yardımcı olur. İçme suyunda güvenilir değerlendirme, standart değerleri ezberlemekten çok, bu değerlerin hangi numune, hangi yöntem ve hangi işletme koşulu için anlamlı olduğunu doğru yorumlamaya bağlıdır.

Kaynaklar

  1. Türk Standardları Enstitüsü. TS 266 Sular – İnsanî Tüketim Amaçlı Sular. Türk Standardları Enstitüsü, 2005.
  2. GlobalSpec Engineering360. TSE – TS 266/T1 – Water intended for human consumption. GlobalSpec, 2014.
  3. T.C. Sağlık Bakanlığı. İnsani Tüketim Amaçlı Sular Hakkında Yönetmelik. T.C. Sağlık Bakanlığı, güncel erişim.
  4. Mevzuat Bilgi Sistemi. İnsani Tüketim Amaçlı Sular Hakkında Yönetmelik. T.C. Cumhurbaşkanlığı Mevzuat Bilgi Sistemi, güncel metin.
  5. T.C. Ticaret Bakanlığı. Ambalajlı Sular – Mevzuat. Türkiye Ürün Kuralları Veri Tabanı, güncel erişim.
  6. European Union. Directive (EU) 2020/2184 of the European Parliament and of the Council of 16 December 2020 on the quality of water intended for human consumption. EUR-Lex, 2020.
  7. European Commission. Drinking water. European Commission, güncel erişim.
  8. World Health Organization. Guidelines for drinking-water quality: fourth edition incorporating the first and second addenda. WHO, 2022.
  9. U.S. Environmental Protection Agency. National Primary Drinking Water Regulations. EPA, güncel erişim.
  10. International Organization for Standardization. ISO 5667-5:2006 Water quality — Sampling — Part 5: Guidance on sampling of drinking water from treatment works and piped distribution systems. ISO, 2006.
  11. International Organization for Standardization. ISO 19458:2006 Water quality — Sampling for microbiological analysis. ISO, 2006.
  12. International Organization for Standardization. ISO 9308-1:2014 Water quality — Enumeration of Escherichia coli and coliform bacteria — Part 1: Membrane filtration method for waters with low bacterial background flora. ISO, 2014.
  13. International Organization for Standardization. ISO 7027-1:2016 Water quality — Determination of turbidity — Part 1: Quantitative methods. ISO, 2016.
  14. International Organization for Standardization. ISO 10523:2008 Water quality — Determination of pH. ISO, 2008.
  15. International Organization for Standardization. ISO 7888:1985 Water quality — Determination of electrical conductivity. ISO, 1985.
  16. U.S. Environmental Protection Agency. Method 300.1: Determination of Inorganic Anions in Drinking Water by Ion Chromatography. EPA, 1997.
  17. U.S. Environmental Protection Agency. Method 200.8: Determination of Trace Elements in Waters and Wastes by Inductively Coupled Plasma – Mass Spectrometry. EPA, 1994.
  18. T.C. Tarım ve Orman Bakanlığı. İçme Suyu Temin Edilen Suların Kalitesi ve Arıtılması Hakkında Yönetmelik. T.C. Tarım ve Orman Bakanlığı, güncel erişim.
WhatsApp