Gaz giderme

Gaz giderme, su, atık su veya proses suyu içinde çözünmüş hâlde bulunan gazların fiziksel, kimyasal veya membran temelli yöntemlerle sudan uzaklaştırılması ya da istenen düzeye indirilmesidir. Su arıtımında gaz giderme; karbondioksit (CO₂), oksijen (O₂), hidrojen sülfür (H₂S), metan (CH₄), radon (Rn), amonyak (NH₃) ve bazı uçucu organik bileşiklerin kontrolünde kullanılır. Bu işlem; içme suyunda tat ve koku sorunlarının azaltılması, pH ve korozyon dengesinin yönetilmesi, kazan besi suyunda oksijen kaynaklı korozyonun önlenmesi, ters ozmoz ve iyon değişimi sistemlerinin kararlı çalışması ve bazı uçucu kirleticilerin sudan uzaklaştırılması açısından önem taşır.[1][2]

Bilimsel Temel: Gaz-Su Dengesi

Gaz giderme işleminin temelinde su ile gaz fazı arasındaki dengeyi değiştirmek bulunur. Bir gazın sudaki çözünürlüğü; gazın su üzerindeki kısmi basıncına, sıcaklığa, suyun tuzluluğuna, pH değerine ve gazın kimyasal özelliklerine bağlıdır. Henry yasasına göre, denge koşullarında bir gazın sudaki derişimi gaz fazındaki kısmi basıncıyla ilişkilidir; sıcaklık değiştiğinde Henry sabiti de değişir.[1]

Basitleştirilmiş gösterimle bu ilişki şu şekilde ifade edilebilir:

C = kH(T) × Pgaz

Bu gösterimde C gazın sudaki denge derişimini, kH(T) sıcaklığa bağlı Henry sabitini, Pgaz ise ilgili gazın gaz fazındaki kısmi basıncını ifade eder. Gaz giderme sistemleri bu dengeyi bozar: suyun yüzey alanı artırılır, hava veya başka bir gazla temas ettirilir, vakum uygulanır, sıcaklık yükseltilir ya da membran üzerinden kısmi basınç farkı oluşturulur. Böylece çözünmüş gazın sudan gaz fazına geçişi hızlanır.

Her gaz aynı davranışı göstermez. CO₂, H₂S ve NH₃ gibi gazlar yalnızca fiziksel çözünmüş formda bulunmaz; su içinde pH’a bağlı asit-baz dengelerine de girer. Bu nedenle gaz giderme verimi yalnızca havalandırma yoğunluğuna değil, gazın hangi iyonik veya moleküler formda bulunduğuna da bağlıdır.[9]

CO₂, H₂S ve NH₃ için önemli denge örnekleri şunlardır:

H₂O + CO₂ ⇌ H⁺ + HCO₃⁻

H₂S ⇌ H⁺ + HS⁻

H₂O + NH₃ ⇌ NH₄⁺ + OH⁻

Bu dengeler gaz giderme tasarımında kritik öneme sahiptir. Örneğin H₂S düşük pH koşullarında daha çok moleküler H₂S formunda bulunduğu için havalandırmayla daha kolay uzaklaştırılır; pH yükseldikçe HS⁻ formunun payı artar ve fiziksel gaz giderme zorlaşır.[3]

Gaz Giderme ile Hedeflenen Başlıca Gazlar

Gaz giderme tek bir kirleticiye yönelik sabit bir işlem değildir. Hedeflenen gazın kaynağı, sudaki kimyasal formu, arıtma amacına etkisi ve sonraki proseslerle ilişkisi yöntemin seçimini belirler. Aşağıdaki tablo su arıtma uygulamalarında sık karşılaşılan gazları özetler.

Gaz veya uçucu bileşen Suda bulunma nedeni Su kalitesi ve arıtma açısından önemi Yaygın kontrol yaklaşımı
CO₂ Karbonat dengesi, yeraltı suyu jeokimyası, biyolojik solunum, asidik su koşulları pH düşüklüğü, alkalinite dengesi, korozyon eğilimi ve demineralizasyon sonrası yeniden mineralizasyon ihtiyacı ile ilişkilidir. Havalandırma, degazör, vakumlu sistemler, pH düzeltmesi
O₂ Atmosferle temas, fotosentez, havalandırma, yüzey suyu dinamiği Doğal sularda ekolojik kalite göstergesidir; kazan besi suyu ve kapalı proses devrelerinde korozyon açısından istenmeyebilir.[4] Termal deaerasyon, vakumlu deaerasyon, membran gaz giderme, kimyasal oksijen tutucular
H₂S Anaerobik koşullar, sülfat indirgeyen bakteriler, organik madde ayrışması Çürük yumurta kokusu, siyah renklenme, metal tesisatta korozyon ve estetik kalite sorunları oluşturabilir.[3] Havalandırma, oksidasyon, katalitik karbon, mangan greensand, pH kontrolü
CH₄ Anaerobik yeraltı suyu, organik madde parçalanması, atık su prosesleri Kapalı hacimlerde birikme ve güvenlik riski oluşturabileceği için havalandırma ve gaz tahliyesi önemlidir. Havalandırma, degazör, kapalı sistemlerde kontrollü gaz toplama
NH₃ Atık su, amonyum dengesi, biyolojik azot dönüşümleri, bazı endüstriyel deşarjlar pH yükseldikçe uçucu NH₃ formu artar; yüksek pH koşullarında hava sıyırma uygulanabilir.[9] pH yükseltme, hava sıyırma, biyolojik nitrifikasyon, kimyasal dengeleme
Radon Uranyum içeren jeolojik yapılardan yeraltı suyuna geçiş İçme suyu kaynaklarında radyolojik değerlendirme gerektirebilir; arıtma yaklaşımı su kalitesi ve sistem ölçeğine göre değişir.[7] Havalandırma, granüler aktif karbon, uygun gaz tahliyesi

Başlıca Gaz Giderme Yöntemleri

Havalandırma ve Hava Sıyırma

Havalandırma, suyun hava ile temas ettirilerek çözünmüş gazların uzaklaştırılması veya bazı durumlarda suya oksijen kazandırılması işlemidir. Gaz giderme amacıyla kullanıldığında temel hedef, su ile hava arasında geniş bir temas yüzeyi oluşturmak ve ilgili gazın sudan havaya geçişini sağlamaktır. Basamaklı havalandırıcılar, sprey havalandırıcılar, tepsili sistemler, difüzörlü hava verme düzenekleri ve dolgulu kuleler bu ilkeye dayanır.

ABD Çevre Koruma Ajansı, dolgulu kule havalandırmasını suyun kule üstünden aşağı akarken hava akımının alttan yukarı verilmesiyle çalışan bir kütle transfer işlemi olarak açıklar. Bu yöntem uçucu organik bileşiklerin yanı sıra H₂S, CO₂, tat ve koku oluşturan bazı bileşenler için de kullanılabilir. Daha uçucu bileşiklerin sudan havaya geçişi genellikle daha kolaydır.[2]

Hava sıyırma sistemlerinde tasarım; hava-su oranı, temas süresi, dolgu malzemesi, su sıcaklığı, giriş gaz derişimi, kule yüksekliği, basınç kaybı ve çıkış gazının güvenli tahliyesine bağlıdır. H₂S, radon, uçucu organik bileşikler veya kokulu gazlar söz konusu olduğunda yalnızca su fazı değil, atmosfere verilen gaz fazı da değerlendirilmelidir. Gerekli durumlarda çıkış havası aktif karbon, kimyasal yıkayıcı veya başka bir hava arıtma sistemiyle kontrol edilir.[2]

Dolgulu Kule ve Çok Kademeli Kabarcık Havalandırma

Dolgulu kuleler, suyun ince film hâlinde dolgu yüzeylerinden aşağı akmasını sağlar. Hava ters akımlı veya çapraz akımlı verilir. Bu yapı, su ile hava arasındaki temas alanını büyüterek kütle transferini artırır. Çok kademeli kabarcık havalandırma sistemlerinde ise hava, su içinde kabarcıklar hâlinde dağıtılır; türbülans ve kabarcık yüzeyi gaz geçişini hızlandırır. ABD EPA, çok kademeli kabarcık havalandırmanın uçucu organik bileşikler, H₂S ve CO₂ gibi bileşenlerde kullanılabildiğini belirtir.[2]

Bu sistemlerin sınırlamaları arasında dolgu malzemesinde kireç taşı oluşumu, demir ve mangan çökeltileri, biyofilm gelişimi, nozül tıkanması, enerji tüketimi, gürültü, aerosolleşme ve hava emisyonu kontrolü yer alır. Karbonatça zengin sularda CO₂ giderimi pH yükselmesine ve CaCO₃ çökelmesine neden olabilir; bu durum özellikle dolgulu kule ve sprey sistemlerinde bakım ihtiyacını artırır.

Vakumlu Gaz Giderme

Vakumlu gaz giderme, su üzerindeki toplam basıncı ve hedef gazın kısmi basıncını düşürerek gazın sudan ayrılmasını sağlar. Bu yöntem özellikle CO₂ ve O₂ kontrolünde, hava ile yoğun temasın istenmediği proseslerde veya düşük çıkış gaz derişimi hedeflenen endüstriyel uygulamalarda kullanılır. Vakum altında suyun yüzey alanının artırılması, gazın sıvı fazdan ayrılmasını hızlandırır.

Vakumlu sistemlerde sızdırmazlık, vakum pompası kapasitesi, su sıcaklığı, köpüklenme eğilimi, çözünmüş katılar ve kimyasal denge önemlidir. Yüksek alkalinite, sertlik, askıda katı madde veya biyolojik büyüme riski olan sularda ön filtrasyon, yumuşatma, pH kontrolü veya periyodik temizlik gerekebilir.

Termal Deaerasyon

Termal deaerasyon, özellikle kazan besi suyunda çözünmüş oksijen ve karbondioksit gibi gazların azaltılması için kullanılan bir yöntemdir. Suyun sıcaklığı yükseltildiğinde gazların sudaki çözünürlüğü azalır; bu sırada buharla temas gazların sudan ayrılmasına yardım eder. Basınçlı deaeratörler ve vakumlu deaeratörler bu prensibin farklı işletme biçimleridir.[10]

Kazan sistemlerinde çözünmüş oksijen, demir ve çelik yüzeylerde korozyon riskini artırdığı için oksijenin düşürülmesi yalnızca su kalitesi değil, ekipman ömrü açısından da önemlidir. Termal deaerasyon çoğu zaman kimyasal oksijen tutucularla birlikte uygulanır; çünkü mekanik gaz giderme tek başına her işletme koşulunda yeterli güvenlik payı sağlamayabilir.[10]

Membran Kontaktörleri

Membran kontaktörleri, hidrofobik bir membran aracılığıyla su fazı ile gaz fazını doğrudan karıştırmadan temas ettiren sistemlerdir. Membranın bir tarafında su, diğer tarafında vakum veya süpürücü gaz bulunabilir. Kısmi basınç farkı sayesinde çözünmüş gaz sudan membran yüzeyine ve oradan gaz fazına geçer. Bu yaklaşım, özellikle yüksek saflıkta proses suyu, elektronik endüstrisi, laboratuvar suyu ve oksijenin çok düşük düzeylere indirilmesi gereken uygulamalarda değerlendirilir.

Membran gaz giderme sistemlerinin etkinliği membran alanı, su debisi, vakum seviyesi, sıcaklık, gaz geçirgenliği, çözünmüş katı madde yükü ve membran kirlenmesiyle ilişkilidir. Bu sistemler kompakt ve kapalı yapılı olabilir; ancak membran ıslanması, biyofilm, kimyasal uyumluluk ve ön arıtma gereksinimi tasarımda dikkate alınır.

Kimyasal Destekli Gaz Kontrolü

Bazı gazlar yalnızca fiziksel yolla uzaklaştırılmak yerine kimyasal dönüşümle de kontrol edilir. H₂S; klor, hidrojen peroksit, potasyum permanganat, ozon veya katalitik ortamlarla oksitlenerek elemental kükürt, sülfat ya da başka oksidasyon ürünlerine dönüştürülebilir. Bu durumda işlem artık yalnızca gaz giderme değil, oksidasyon ve filtrasyonla birlikte çalışan bir arıtma dizisi hâline gelir.[3]

Amonyak gideriminde ise pH yükseltilerek NH₄⁺ dengesinin uçucu NH₃ formuna kaydırılması ve ardından hava sıyırma uygulanması mümkündür. Bu yaklaşım özellikle atık su veya endüstriyel proses sularında değerlendirilir; ancak yüksek pH, kimyasal tüketimi, sonraki pH nötralizasyonu ve hava emisyonu kontrolü gerektirir.[9]

İçme Suyu Açısından Değerlendirme

İçme suyunda gaz giderme ihtiyacı, gazın türüne ve derişimine göre değişir. Her çözünmüş gaz sağlık riski anlamına gelmez. Örneğin çözünmüş oksijen doğal sularda beklenen bir bileşen olabilir ve yüzey sularının ekolojik değerlendirmesinde önemli bir su kalitesi göstergesidir.[4] Buna karşılık H₂S, düşük derişimlerde bile koku eşiği nedeniyle tüketici kabulünü etkileyebilir; Health Canada, sülfür için H₂S cinsinden 0,05 mg/L estetik hedef değeri belirtir.[3]

H₂S içeren sularda çürük yumurta kokusu, siyah çökelti, metal tesisatla reaksiyon ve korozyon eğilimi görülebilir. Ancak H₂S’in suda tespit edilmesi tek başına sağlık tehlikesi olarak yorumlanmamalıdır; derişim, maruz kalma yolu, pH, suyun kimyasal matriksi ve geçerli mevzuat birlikte değerlendirilir.[3]

Radon gibi gazlar ise jeolojik kaynaktan gelen yeraltı sularında özel değerlendirme gerektirebilir. ABD EPA, içme suyundaki radonun havalandırma veya granüler aktif karbonla azaltılabildiğini; ancak aktif karbon üzerinde radyoaktivite birikimi nedeniyle atık yönetimi konusunun dikkate alınması gerektiğini belirtir.[7]

Türkiye’de gaz giderme başlı başına tek bir içme suyu parametresi olarak değil, suyun kimyasal, mikrobiyolojik, gösterge ve duyusal parametreleriyle birlikte değerlendirilir. İnsani Tüketim Amaçlı Sular Hakkında Yönetmelik, içme ve kullanma sularının uygunluğunu belirli kalite parametreleri üzerinden düzenler; bu nedenle gaz giderme ihtiyacı koku, pH, iletkenlik, oksidasyon, dezenfeksiyon yan ürünleri, radyolojik değerlendirme ve işletme hedefleriyle birlikte yorumlanmalıdır.[8]

Ölçüm ve İzleme

Gaz giderme tasarımında yalnızca giriş suyu analizi değil, çıkış suyu ve gerekirse çıkış gazı ölçümleri de izlenir. Çözünmüş oksijen genellikle mg/L ve yüzde doygunluk olarak raporlanır. USGS, çözünmüş oksijenin sıcaklık, atmosfer basıncı ve tuzlulukla ilişkili olduğunu; ölçümlerde prob kalibrasyonu ve saha koşullarının dikkate alınması gerektiğini belirtir.[4]

Çözünmüş oksijenin doygunluk hesaplarında sıcaklık, barometrik basınç, tuzluluk ve özgül iletkenlik gibi değişkenler kullanılır. USGS DOTABLES aracı, çözünmüş oksijen çözünürlüğü ve yüzde doygunluğun bu değişkenlere göre hesaplanmasına yönelik bir başvuru kaynağıdır.[5]

Toplam çözünmüş gaz basıncı, özellikle baraj çıkışları, türbin geçişleri ve hızlı basınç değişimi olan sularda önem kazanır. USGS, toplam çözünmüş gaz izlemesinde membranlı sensörlerin kullanılabildiğini ve azot, argon, CO₂, CH₄ ve O₂ gibi gazların laboratuvar analizleriyle ayrı ayrı değerlendirilebildiğini belirtir.[1]

H₂S ölçümünde numune alma ve saklama koşulları önemlidir; çünkü H₂S uçucu ve oksidasyona duyarlı bir bileşendir. Saha test kitleri, kolorimetrik yöntemler, iyon seçici elektrotlar, gaz fazı sensörleri ve laboratuvar analizleri kullanılabilir. Tasarım amacı içme suyu kokusunu gidermekse yalnızca toplam sülfür ölçümü değil, pH ve oksidasyon-indirgenme koşulları da değerlendirilmelidir.

Arıtılabilirlik değerlendirmelerinde çözünürlük, buhar basıncı, Henry yasası sabiti, pH ve sıcaklık gibi parametreler dikkate alınır. ABD EPA’nın İçme Suyu Arıtılabilirlik Veritabanı, kirleticilerin fizikokimyasal özellikleri ve arıtma prosesleriyle ilişkili bilgileri düzenleyici kurumlar, tasarımcılar ve araştırmacılar için derlenmiş bir kaynak olarak sunar.[6]

Ters Ozmoz, İyon Değişimi ve Filtrasyonla İlişkisi

Gaz giderme, ters ozmoz ve iyon değişimi sistemlerinin yerine geçen genel bir arıtma yöntemi değildir; ancak bu proseslerin öncesinde veya sonrasında önemli bir tamamlayıcı işlem olabilir. Ters ozmoz ve nanofiltrasyon, birçok çözünmüş iyon, inorganik bileşen ve bazı organik kirleticiler için membran temelli ayırma sağlar; buna karşılık çözünmüş gazların kontrolü çoğu durumda ayrı kütle transferi veya kimyasal dengeleme adımlarıyla ele alınır.[2]

CO₂, ters ozmoz permeatında düşük alkalinite ve düşük tampon kapasitesiyle birlikte pH düşüklüğüne katkı verebilir. Bu durumda gaz giderme, kalsit filtrasyonu, kimyasal pH düzeltmesi veya yeniden mineralizasyon gibi adımlar birlikte değerlendirilir. H₂S içeren sularda ise RO öncesi oksidasyon ve filtrasyon gerekebilir; çünkü koku sorunu, membran biyokirlenmesi, oksidasyon ürünleri ve son su kalitesi birlikte ele alınmalıdır.

İyon değişimi reçineleri esas olarak iyonik türleri hedefler. Bu nedenle CO₂ veya moleküler H₂S gibi yüksüz gazların davranışı, Ca²⁺, Mg²⁺, NO₃⁻ veya SO₄²⁻ gibi iyonlardan farklıdır. CO₂, anyon değiştirici reçinelerde alkalinite ve bikarbonat dengesiyle dolaylı kimyasal yük oluşturabilir; fakat gaz formunun yönetimi çoğu zaman degazör veya pH dengeleme adımıyla daha verimli yapılır.

Aktif karbon, uçucu organik bileşikler, tat ve koku oluşturan bazı maddeler ve oksidasyon yan ürünleri için önemli bir adsorpsiyon ortamıdır; ancak çözünmüş mineral iyonların veya bütün gazların genel giderim yöntemi değildir. H₂S ve radon gibi bileşenlerde aktif karbon bazı koşullarda kullanılabilir; fakat medya kapasitesi, biyolojik büyüme, oksidasyon durumu ve atık yönetimi ayrı ayrı değerlendirilir.[7]

Tasarım ve İşletme Değişkenleri

Gaz giderme sistemi seçimi ham su analizine, hedef gaz türüne, istenen çıkış kalitesine, proses debisine, işletme alanına ve bakım koşullarına bağlıdır. Aynı havalandırma sistemi CO₂ için yeterli olabilirken, H₂S veya radon için çıkış gazı kontrolü gerektirebilir; oksijen giderimi içinse havalandırma yerine vakum, termal deaerasyon veya membran kontaktörü gerekebilir.

Değişken Gaz giderme üzerindeki etkisi İşletme açısından değerlendirme
pH H₂S, CO₂ ve NH₃ gibi gazların iyonik ve moleküler formlarını belirler. Fiziksel sıyırma verimi pH’a bağlı değişebilir; pH ayarı sonrası yeniden dengeleme gerekebilir.
Sıcaklık Gaz çözünürlüğünü ve kütle transfer hızını etkiler. Soğuk sularda gaz giderme daha zor olabilir; termal sistemlerde enerji tüketimi artar.
Basınç Kısmi basınç farkı gazın sudan ayrılma eğilimini belirler. Vakumlu sistemler düşük kısmi basınç oluşturarak gaz ayrımını hızlandırır.
Temas yüzeyi Su-hava veya su-membran arayüzeyi arttıkça gaz geçişi kolaylaşır. Dolgu malzemesi, kabarcık boyutu ve sprey yapısı tasarımda önemlidir.
Temas süresi Dengeye yaklaşma düzeyini belirler. Yetersiz temas süresi çıkış gaz derişimini yükseltebilir.
Askıda katı madde ve sertlik Dolgu, nozul ve membran yüzeylerinde tıkanma veya kabuklaşma oluşturabilir. Ön filtrasyon, yumuşatma, kimyasal temizlik veya periyodik bakım gerekebilir.
Çıkış gazı yönetimi Uçucu bileşikler sudan havaya geçer. Kapalı ortam, iş güvenliği, koku kontrolü ve hava emisyonu dikkate alınır.

Benzer Terimlerden Farkları

Gaz giderme, havalandırma ve oksijenlendirme kavramları çoğu zaman birbirine yakın kullanılsa da aynı anlama gelmez. Havalandırma hem suya oksijen kazandırmak hem de sudan gaz uzaklaştırmak için kullanılabilir. Gaz giderme ise hedef olarak çözünmüş gazın azaltılmasını ifade eder. Deaerasyon daha dar anlamda özellikle oksijen ve karbondioksitin uzaklaştırılması için kullanılır; kazan besi suyu uygulamalarında bu terim yaygındır.

Terim Temel anlamı Gaz giderme ile ilişkisi
Gaz giderme Çözünmüş gazların sudan uzaklaştırılması veya azaltılması Genel üst kavramdır.
Havalandırma Suyun hava ile temas ettirilmesi Hem gaz giderme hem oksijen kazandırma amacıyla kullanılabilir.
Oksijenlendirme Suyun çözünmüş oksijen düzeyinin artırılması Gaz giderme değildir; ters yönde kütle transferi amaçlanır.
Hava sıyırma Uçucu bileşenlerin sudan havaya geçirilmesi Özellikle VOC, H₂S, CO₂, NH₃ ve radon gibi bileşenlerde kullanılır.
Deaerasyon Özellikle O₂ ve CO₂’nin azaltılması Kazan besi suyu ve endüstriyel proseslerde yaygın bir gaz giderme türüdür.
Adsorpsiyon Bileşenlerin katı yüzeyde tutulması Gaz giderme değildir; ancak aktif karbon bazı uçucu ve kokulu bileşenlerin kontrolünde yardımcı olabilir.

Sık Yapılan Teknik Hatalar

Gaz giderme uygulamalarında en sık yapılan hata, her çözünmüş gazın basit havalandırmayla aynı ölçüde uzaklaştırılabileceğini varsaymaktır. Oysa gazın uçuculuğu, Henry sabiti, pH’a bağlı tür dağılımı ve suyun kimyasal matriksi farklıdır. H₂S için uygun olan bir havalandırma yaklaşımı, oksijen giderimi için uygun değildir; çünkü oksijen gideriminde suyun hava ile teması çoğu zaman ters etki oluşturur.

Diğer bir hata, gaz giderme sonrasında suyun kimyasal dengesinin değişmeyeceğini düşünmektir. CO₂ giderimi pH yükselmesine ve karbonat dengesinin değişmesine neden olabilir. Bu durum kireçlenme eğilimini artırabilir veya ters ozmoz sonrası permeat suyun yeniden mineralizasyon gereksinimini değiştirebilir. H₂S oksidasyonu ise elemental kükürt veya sülfat gibi ürünler oluşturabilir; bu nedenle oksidasyon sonrasında filtrasyon ihtiyacı doğabilir.

Gaz giderme sistemlerinde yalnızca su çıkış kalitesine odaklanmak da eksik değerlendirmeye yol açar. Uçucu bileşenler sudan uzaklaştırıldığında gaz fazına taşınır. Bu nedenle radon, H₂S, uçucu organik bileşikler veya amonyak içeren uygulamalarda havalandırılan ortam, egzoz hattı, koku kontrolü, iş güvenliği ve mevzuata uygun hava emisyonu birlikte ele alınmalıdır.

Kaynaklar

  1. Ruddy, A.J. Data-Collection Methods for Total Dissolved Gases Monitoring, Youghiogheny River at Dam Outlet Tunnel Near Confluence, Pennsylvania. U.S. Geological Survey, 2026.
  2. U.S. Environmental Protection Agency. Overview of Drinking Water Treatment Technologies. US EPA, güncel çevrim içi sürüm.
  3. Health Canada. Guidelines for Canadian Drinking Water Quality: Operational Parameters. Government of Canada, güncel çevrim içi sürüm.
  4. U.S. Geological Survey. Dissolved Oxygen and Water. USGS Water Science School, 2019.
  5. U.S. Geological Survey. DOTABLES: Dissolved oxygen solubility tables. USGS, 2018.
  6. U.S. Environmental Protection Agency. Drinking Water Treatability Database (TDB). US EPA, güncel çevrim içi sürüm.
  7. U.S. Environmental Protection Agency. Basic Information about Radon in Drinking Water. US EPA, arşiv sayfası.
  8. T.C. Sağlık Bakanlığı. İnsani Tüketim Amaçlı Sular Hakkında Yönetmelik. T.C. Sağlık Bakanlığı, güncel çevrim içi sayfa.
  9. Veolia Water Technologies & Solutions. Water Handbook – Aeration. Veolia Water Technologies & Solutions, güncel çevrim içi sürüm.
  10. Veolia Water Technologies & Solutions. Water Handbook – Boiler Feedwater Deaeration. Veolia Water Technologies & Solutions, güncel çevrim içi sürüm.
WhatsApp