TDS Ölçümü Neyi Gösterir, Neyi Göstermez? İletkenlik ile Güvenlik Arasındaki Fark

7 görüntülenme

TDS ölçümü, özellikle ev tipi su arıtma cihazlarında en sık kullanılan su kalitesi kontrollerinden biridir. Küçük bir el cihazının suya daldırılmasıyla birkaç saniye içinde 40, 120, 350 veya 700 ppm gibi bir değer görülebilir. Bu kolaylık nedeniyle TDS değeri zaman zaman suyun genel sağlık ve güvenlik göstergesiymiş gibi yorumlanmaktadır. Oysa bilimsel açıdan TDS’nin verdiği bilgi çok daha sınırlı ve belirli bir fizikokimyasal özelliğe yöneliktir.

TDS, suyun içindeki çözünmüş maddelerin toplam miktarı hakkında bilgi verir. El tipi “TDS metre”lerin büyük çoğunluğu ise bu maddeleri doğrudan tartmaz veya kimyasal olarak analiz etmez. Cihaz gerçekte suyun elektriksel iletkenliğini ölçer ve elde ettiği iletkenlik değerini üretici tarafından belirlenmiş bir dönüşüm katsayısı kullanarak tahmini TDS değerine çevirir. İletkenlik ile toplam çözünmüş madde konsantrasyonu arasında ilişki bulunmasına rağmen bu ilişki suyun iyonik bileşimine göre değişebilir.[4]

Dolayısıyla TDS ölçümü ile su güvenliği aynı kavram değildir. TDS değeri; arsenik, kurşun, nitrat, pestisit, PFAS, bakteri veya virüs gibi belirli kirleticilerin güvenli düzeylerde bulunup bulunmadığını tek başına gösteremez. İçme suyu güvenliğinin değerlendirilmesi kimyasal, mikrobiyolojik ve diğer sağlık açısından önemli tehlikelerin ayrı ayrı ele alınmasını gerektirir.[1] Bunun tersine yüksek TDS değeri de otomatik olarak suyun toksik veya içilemez olduğu anlamına gelmez. Yüksek değerin önemli bir bölümü kalsiyum, magnezyum, bikarbonat, sodyum, klorür veya sülfat gibi doğal çözünmüş iyonlardan kaynaklanabilir.[4]

Bu nedenle doğru soru “TDS kaç olursa su güvenlidir?” değil; “TDS bize su hakkında hangi bilgiyi verir ve hangi bilgiyi vermez?” olmalıdır.

TDS Nedir?

TDS, İngilizce Total Dissolved Solids ifadesinin kısaltmasıdır ve Türkçede Toplam Çözünmüş Maddeler olarak kullanılır. Genel anlamıyla sudaki çözünmüş maddelerin toplam konsantrasyonunu ifade eder. Doğal sulardaki TDS; çözünmüş iyonların ve diğer çözünmüş maddelerin toplam etkisini temsil eden bir su kalitesi parametresidir.[4]

Doğal sulardaki çözünmüş maddelerin büyük bölümünü çeşitli iyonlar oluşturur. Bunların başlıcaları şunlardır:

Bunların yanı sıra suda çok daha düşük konsantrasyonlarda bulunan farklı inorganik ve organik maddeler de toplam çözünmüş madde miktarına katkıda bulunabilir.

TDS genellikle mg/L veya pratik cihazlarda ppm olarak gösterilir. Seyreltik sulu çözeltilerde 1 mg/L yaklaşık olarak 1 ppm kabul edilebilir. Bu nedenle ev tipi cihaz ekranında 250 ppm görülmesi çoğu durumda yaklaşık 250 mg/L tahmini TDS olarak yorumlanır.

Laboratuvarda TDS ile TDS Metrede Görülen Değer Aynı Şey midir?

Tam olarak değildir. Bu ayrım TDS konusunda anlaşılması gereken en önemli noktalardan biridir.

Laboratuvar ortamında TDS, belirli analitik yöntemlerle doğrudan belirlenebilir. Gravimetrik yaklaşımda uygun şekilde filtrelenmiş belirli hacimdeki su buharlaştırılır ve geriye kalan çözünmüş madde kalıntısı kontrollü koşullarda kurutularak tartılır. Böylece çözünmüş kalıntının kütlesinden TDS hesaplanır. TDS ile elektriksel iletkenliğin birbiriyle ilişkili ancak aynı olmayan su kalitesi değişkenleri olduğu USGS değerlendirmelerinde de vurgulanmaktadır.[4]

Evlerde kullanılan dijital TDS metrelerin büyük çoğunluğu ise böyle bir işlem yapmaz. Cihaz suyu buharlaştırmaz, kalıntıyı tartmaz ve tek tek mineralleri analiz etmez. Bunun yerine iki elektrot arasındaki elektriksel iletkenliği ölçer.

Ardından yaklaşık olarak şu ilişki kullanılır:

Tahmini TDS = Elektriksel iletkenlik × dönüşüm katsayısı

Bu nedenle el tipi cihazın ekranında “TDS” veya “ppm” yazsa bile ölçümün fiziksel temelinde çoğu zaman elektriksel iletkenlik vardır. İletkenlikten TDS tahmini yapılabilmekle birlikte kullanılan katsayı suyun iyonik bileşimine bağlı olarak değişebilir.[4]

Elektriksel İletkenlik Nedir?

Elektriksel iletkenlik, suyun elektrik akımını iletebilme yeteneğinin ölçüsüdür. Saf su elektrik akımını oldukça kötü iletir. Su içinde elektrik yükü taşıyabilen çözünmüş iyonların miktarı arttıkça elektriksel iletkenlik de genellikle artar. USGS, özgül iletkenliği sudaki iyonlaşmış maddelerin miktarıyla yakından ilişkili bir saha parametresi olarak tanımlamaktadır.[3]

Örneğin aşağıdaki iyonlar suyun iletkenliğine önemli katkı sağlayabilir:

  • Ca²⁺,
  • Mg²⁺,
  • Na⁺,
  • K⁺,
  • HCO₃⁻,
  • Cl⁻,
  • SO₄²⁻.

Elektriksel iletkenlik çoğunlukla µS/cm, yani santimetre başına mikrosiemens olarak ifade edilir.[3]

Örneğin bir suyun iletkenliği 600 µS/cm olabilir. Bu değer suyun belirli miktarda çözünmüş iyon içerdiğini gösterir. Ancak 600 µS/cm sonucundan bu iyonların ne kadarının kalsiyum, ne kadarının sodyum, ne kadarının klorür veya nitrat olduğu anlaşılamaz.

İletkenlik suyun iyonik içeriğinin toplam etkisini gösteren yararlı bir parametredir; kimyasal bileşimin ayrıntılı analizi değildir.[3]

TDS Metre Aslında Neyi Ölçer?

Piyasada “TDS metre” adıyla satılan çoğu taşınabilir cihaz gerçekte doğrudan TDS ölçümü gerçekleştirmez. Temel işlem sırası şöyledir:

  1. Cihazın elektrotları suya temas eder.
  2. Su içerisindeki iyonların elektrik akımını taşıma kapasitesi ölçülür.
  3. Elektriksel iletkenlik belirlenir.
  4. Cihaz içerisindeki yazılım iletkenliği belirli bir katsayıyla çarpar.
  5. Sonuç tahmini TDS olarak ppm veya mg/L biçiminde gösterilir.

İletkenlik ile toplam çözünmüş madde arasında güçlü korelasyon bulunabilmesine rağmen bunlar aynı ölçüm değildir ve iletkenlikten TDS hesaplanması suya özgü dönüşüm ilişkisine bağlıdır.[4]

Bu nedenle iki farklı TDS metre aynı suyu ölçtüğünde tamamen aynı sonucu vermeyebilir. Cihazların kalibrasyonu, sıcaklık kompanzasyonu ve kullandıkları dönüşüm katsayısı farklı olabilir.

İletkenlikten TDS’ye Dönüşüm Katsayısı Neden Sabit Değildir?

İletkenlik ile TDS arasında güçlü bir ilişki bulunmasına rağmen evrensel ve bütün sular için geçerli tek bir dönüşüm katsayısı yoktur. Bunun temel nedeni farklı iyonların elektrik iletme özelliklerinin aynı olmaması ve doğal sulardaki iyon bileşiminin kaynaktan kaynağa değişmesidir.[4]

Örneğin 300 mg/L toplam çözünmüş madde içeren iki farklı su düşünelim. Birinci suyun çözünmüş madde bileşimi ağırlıklı olarak kalsiyum ve bikarbonattan, ikinci suyunki ise farklı oranlarda sodyum ve klorürden oluşabilir. Her iki suyun gravimetrik TDS’si benzer olsa bile elektriksel iletkenlikleri tamamen aynı olmak zorunda değildir.

USGS, doğal sularda çözünmüş madde konsantrasyonunun iletkenlikten yaklaşık olarak tahmin edilebildiğini ancak ilişkinin suyun iyonik bileşimine ve kaynağına bağlı olduğunu belirtmektedir.[4]

Bu nedenle aşağıdaki yaklaşım yanlıştır:

“500 µS/cm her zaman tam olarak 250 ppm TDS’dir.”

Daha doğru ifade şudur:

Belirli bir su tipinde ve uygun dönüşüm faktörü kullanıldığında iletkenlikten yaklaşık TDS tahmini yapılabilir.

Aynı TDS Değerine Sahip İki Suyun İçeriği Aynı mıdır?

Hayır. Bu, TDS’nin en önemli sınırlamalarından biridir. Toplam çözünmüş madde miktarı benzer olan iki doğal suyun iyon dağılımları ve dolayısıyla kimyasal özellikleri birbirinden önemli ölçüde farklı olabilir.[4]

Örneğin iki suyun da TDS değeri 300 mg/L olabilir:

Su A Su B
Kalsiyum açısından zengin olabilir Sodyum açısından zengin olabilir
Bikarbonat baskın olabilir Klorür baskın olabilir
Sertlik yüksek olabilir Sertlik düşük olabilir
Mineral bileşimi farklıdır Mineral bileşimi farklıdır

TDS metre bu iki suyu birbirinden kimyasal olarak ayıramaz. Cihaz yalnızca çözünmüş iyonların toplam elektriksel etkisinden hareketle genel bir sayı üretir.

Bu nedenle TDS bir kimlik analizi değildir.

TDS Ölçümü Neleri Gösterebilir?

TDS doğru bağlamda kullanıldığında oldukça yararlı bir parametredir. Özellikle aynı su kaynağının zaman içindeki değişimini veya bir arıtma sisteminin iyon giderme performansını izlemek için pratik bilgiler sağlayabilir. İletkenlik ölçümü de doğal suların iyonik özelliklerindeki değişimlerin izlenmesinde yaygın olarak kullanılan hızlı bir parametredir.[3]

1. Suyun Genel Mineralizasyon Düzeyi Hakkında Fikir Verir

TDS, suyun toplam çözünmüş madde yükünün düşük mü yoksa yüksek mi olduğu konusunda genel fikir verir.

Örneğin 40 mg/L TDS bulunan bir su ile 1500 mg/L TDS bulunan bir suyun çözünmüş madde içeriğinin aynı olmadığı açıktır. Ancak bu bilgi maddelerin ne olduğunu açıklamaz.[4]

2. Kaynaktaki Değişimlerin İzlenmesinde Kullanılabilir

Aynı kuyuda normalde 400 µS/cm olan iletkenliğin kısa sürede 900 µS/cm seviyesine yükselmesi suyun iyonik bileşiminde önemli bir değişiklik meydana geldiğini gösterebilir. Özgül iletkenlik bu nedenle su kalitesindeki değişimlerin hızlı biçimde izlenmesinde yararlı bir saha parametresidir.[3]

Bu değişimin nedeni;

  • Tuzlu su girişimi,
  • mevsimsel değişim,
  • yeraltı suyu seviyesindeki değişiklik,
  • farklı bir su kaynağının sisteme karışması,
  • kimyasal kirlenme,
  • arıtma prosesindeki değişiklik

olabilir.

İletkenlik burada erken uyarı parametresi olarak değerlidir. Ancak değişimin gerçek nedeni yalnızca iletkenlik ölçümüyle belirlenemez.

3. Ters Ozmoz Sisteminin Genel İyon Giderim Performansını İzlemeye Yardımcı Olabilir

TDS veya iletkenlik ölçümünün ev tipi su arıtmada en yararlı olduğu alanlardan biri ters ozmoz sistemlerinin izlenmesidir.

Örneğin besleme suyunun TDS değeri 500 mg/L, membran çıkışının yaklaşık TDS değeri 25 mg/L ise genel iyon gideriminin yüksek olduğu anlaşılabilir.

Yaklaşık giderim oranı şu şekilde hesaplanabilir:

Giderim (%) = [(Besleme TDS − Ürün suyu TDS) / Besleme TDS] × 100

Örneğimizde:

[(500 − 25) / 500] × 100 = %95

Bu değer membranın toplam iyon yükünü büyük ölçüde azalttığını gösterir.

Ancak %95 TDS giderimi, bütün kimyasal ve mikrobiyolojik kirleticilerin %95 oranında giderildiğini kanıtlamaz. İçme suyu güvenliği tek bir toplu parametreden değil, ilgili kimyasal ve mikrobiyolojik tehlikelerin ayrı ayrı değerlendirilmesinden oluşur.[1]

4. Membran Performansındaki Bozulmanın Fark Edilmesine Yardımcı Olabilir

Bir ters ozmoz cihazının giriş suyunun iletkenliği yaklaşık olarak aynı kalmasına rağmen ürün suyu iletkenliği zaman içinde belirgin biçimde yükseliyorsa membran performansı araştırılabilir.

Bunun nedenleri arasında membran hasarı, uygunsuz basınç, membranın yanlış montajı, conta kaçağı, yüksek su sıcaklığı veya başka işletme koşulları bulunabilir.

TDS metre bu durumda hızlı bir kontrol cihazıdır. Kesin teşhis aracı değildir.

TDS Ölçümü Neleri Göstermez?

TDS’nin doğru kullanılabilmesi için gösterdiklerinden çok göstermediklerinin bilinmesi gerekir. TDS ve iletkenlik toplu parametrelerdir; belirli bir kirleticinin kimliğini ve konsantrasyonunu doğrudan vermezler.[4]

TDS Arsenik Güvenliğini Göstermez

Arsenik içme suyu açısından çok düşük konsantrasyonlarda değerlendirilen bir kirleticidir. Dünya Sağlık Örgütü arsenik için içme suyunda 10 µg/L düzeyinde geçici kılavuz değer kullanmaktadır.[2]

10 µg/L arsenik yalnızca 0,010 mg/L’ye karşılık gelir.

Bir suyun toplam TDS değeri 200 mg/L iken içerisindeki arsenik 0,010 mg/L düzeyinde olabilir. Bu kadar küçük bir miktarın toplam TDS değeri içerisinde ayrı bir sinyal olarak fark edilmesi beklenemez.

Dolayısıyla:

TDS 50 ppm, arsenik yoktur.”

şeklindeki bir yorum bilimsel olarak geçersizdir.

Arsenik konsantrasyonunun belirlenmesi için arseniğe özgü uygun analitik yöntemle laboratuvar analizi gerekir.[2]

TDS Kurşunu Göstermez

Kurşun da içme suyunda çok düşük konsantrasyonlarda sağlık açısından önem taşıyan bir metaldir ve WHO tarafından ayrı bir kimyasal tehlike olarak değerlendirilmektedir.[1]

Böyle düşük konsantrasyonlardaki kurşunu sıradan TDS metre ile seçici olarak tanımlamak mümkün değildir.

TDS metre metal analizi yapan bir spektrometre değildir.

Özellikle bina tesisatlarında suyun toplam TDS değeri çok az değişirken belirli metallerin konsantrasyonu tesisat malzemesi, temas süresi ve su kimyasına bağlı olarak değişebilir.

TDS Bakterileri Göstermez

E. coli, intestinal enterokoklar veya diğer mikroorganizmaların tespiti TDS ölçümüyle yapılamaz. Dünya Sağlık Örgütü içme suyunun mikrobiyolojik güvenliğini kimyasal parametrelerden ayrı bir risk alanı olarak ele almaktadır.[1]

Bir su:

TDS 30 mg/L

olmasına rağmen mikrobiyolojik açıdan kontamine olabilir.

Başka bir su:

TDS 600 mg/L

olmasına rağmen ilgili mikrobiyolojik testlerde E. coli içermeyebilir.

Bu iki ölçüm farklı özellikleri değerlendirir.

TDS Virüsleri Göstermez

Virüslerin varlığı veya yokluğu sıradan elektriksel iletkenlik ölçümüyle belirlenemez. Dolayısıyla çok düşük TDS, mikrobiyolojik güvenlik sertifikası değildir. WHO içme suyundaki viral, bakteriyel ve diğer mikrobiyolojik tehlikeleri ayrı değerlendirme alanları olarak ele almaktadır.[1]

TDS Pestisitleri Tanımlamaz

Pestisitler çok düşük konsantrasyonlarda bulunabilir ve çoğu durumda toplam iyonik iletkenliğe dayanılarak tanımlanamaz. İçme suyundaki pestisitlerin değerlendirilmesi hedef analite özgü analizleri gerektirir.[1]

TDS PFAS Analizi Değildir

PFAS gibi çevresel mikrokirleticiler çok düşük konsantrasyonlarda analiz edilir. El tipi TDS cihazları bu bileşikleri seçici olarak tanıyamaz veya miktarlarını ölçemez. Genel iletkenlik ölçümünün belirli bir organik mikrokirletici için seçici analiz olmadığı, iletkenliğin toplam iyonik özellikleri yansıtan yapısından da anlaşılmaktadır.[3]

TDS Nitrat Konsantrasyonunu Söylemez

Nitrat iyon olduğu için elektriksel iletkenliğe katkıda bulunabilir. Ancak TDS metre nitratı diğer iyonlardan ayıramaz. İletkenlik ölçümü toplam iyonik etkinliği yansıtır; tek tek iyonların konsantrasyonunu belirlemez.[3]

Örneğin 500 µS/cm iletkenliğe sahip bir suda nitrat düşük de olabilir yüksek de olabilir. Aynı iletkenliğin önemli bölümü kalsiyum, magnezyum, sodyum, bikarbonat ve klorürden kaynaklanabilir.

Nitrat konsantrasyonu için ayrı analiz gerekir.

TDS Suyun Sertliğini Doğrudan Ölçmez

Sertlik esas olarak kalsiyum ve magnezyum iyonlarıyla ilişkilidir. Bu iyonlar hem TDS’ye hem iletkenliğe katkıda bulunur; ancak TDS ile sertlik aynı parametre değildir.

İki su aynı TDS değerine sahip olduğu halde sertlikleri farklı olabilir.

Örneğin sodyum ve klorür açısından zengin bir su yüksek TDS’ye sahip olabilir fakat kalsiyum ve magnezyum konsantrasyonu görece düşük olduğundan sertliği aynı oranda yüksek olmayabilir.

TDS pH Değerini Göstermez

TDS değeri ile pH birbirinden farklı parametrelerdir. TDS suyun toplam çözünmüş madde yükünü ifade ederken pH hidrojen iyonu aktivitesiyle ilişkili asitlik-bazlık göstergesidir.

Aynı TDS değerindeki iki suyun pH değerleri farklı olabilir.

TDS Bulanıklığı Ölçmez

Bulanıklık, askıda bulunan veya ışığı saçan partiküllerle ilişkili optik bir parametredir ve genellikle NTU ile ölçülür. TDS ise çözünmüş maddelerle ilişkilidir.

Dolayısıyla çok bulanık bir suyun elektriksel iletkenliği düşük olabilir; berrak görünen bir suyun ise iletkenliği oldukça yüksek olabilir.

Düşük TDS Suyun Güvenli Olduğunu Gösterir mi?

Hayır. Düşük TDS yalnızca çözünmüş madde yükünün düşük olduğunu gösterir veya el tipi cihaz kullanılıyorsa düşük iletkenlikten hesaplanan düşük bir TDS tahmini verir. WHO’nun içme suyu güvenliği yaklaşımı ise kimyasal, mikrobiyolojik ve diğer tehlikelerin ayrı ayrı kontrolünü temel alır.[1]

Düşük TDS şu maddelerin veya etkenlerin bulunmadığını kanıtlamaz:

Örneğin bir suyun TDS değerinin 40 mg/L olması yalnızca suyun düşük mineralizasyonlu olduğunu düşündürür. Bu suyun mikrobiyolojik ve kimyasal açıdan güvenli olup olmadığı ancak ilgili parametrelerin analiz edilmesiyle değerlendirilebilir.[1]

Yüksek TDS Suyun Zehirli Olduğu Anlamına Gelir mi?

Hayır. Yüksek TDS de otomatik olarak toksisite anlamına gelmez. TDS’nin sağlık açısından anlamı yalnızca toplam konsantrasyona değil, çözünmüş maddelerin kimyasal bileşimine de bağlıdır. EPA’nın TDS için kullandığı 500 mg/L değeri sağlık temelli birincil maksimum kirletici seviyesi değil, ikincil standart kapsamındaki estetik ve teknik bir değerdir.[5]

TDS’nin büyük kısmı doğal olarak çözünmüş minerallerden oluşabilir. Özellikle yeraltı suları kayaçlarla uzun süre temas ettiğinde kalsiyum, magnezyum, bikarbonat, sodyum, klorür ve sülfat gibi iyonları çözebilir.[4]

Bu nedenle TDS değeri yüksek olan bir suyun neden yüksek olduğunun belirlenmesi gerekir.

Örneğin yüksek TDS;

  • yüksek sertlikten,
  • yüksek sodyumdan,
  • yüksek klorürden,
  • yüksek sülfattan,
  • tuzlu su girişiminden,
  • jeolojik mineral çözünmesinden

kaynaklanabilir.

Bu durumların sağlık ve teknik anlamları birbirinden farklıdır.

Dünya Sağlık Örgütü TDS İçin Sağlık Temelli Bir Sınır Belirliyor mu?

Dünya Sağlık Örgütü içme suyunda TDS için sağlık temelli bir kılavuz değeri önermemektedir. WHO değerlendirmelerinde TDS’nin içme suyunda doğrudan sağlık temelli sınır gerektiren bir parametre olarak ele alınmadığı, daha çok kabul edilebilirlik ve organoleptik özelliklerle ilişkili olduğu belirtilmektedir.[2]

WHO’nun içme suyu kılavuzlarında TDS düzeyi yaklaşık 600 mg/L’nin altında olduğunda suyun lezzetinin genel olarak iyi kabul edildiği, yaklaşık 1000 mg/L’nin üzerinde ise kabul edilebilirliğin giderek azalabileceği belirtilmiştir.[2]

Bu değerlerin toksikolojik anlamda “600 güvenli, 601 tehlikeli” şeklinde yorumlanması doğru değildir.

EPA’nın 500 mg/L TDS Değeri Ne Anlama Gelir?

ABD Çevre Koruma Ajansı TDS için 500 mg/L değerini ikincil içme suyu standardı kapsamında vermektedir.[5]

Buradaki “ikincil” kavramı önemlidir. EPA’nın ikincil içme suyu standartları esas olarak estetik, kozmetik ve teknik etkilerle ilişkilendirilen, federal düzeyde sağlık temelli birincil maksimum kirletici sınırlarıyla aynı statüde olmayan standartlardır.[5]

Bu tür etkiler arasında:

  • Tat,
  • koku,
  • renk,
  • lekelenme,
  • kireç veya birikinti,
  • estetik ve teknik kullanım sorunları

bulunabilir.

Dolayısıyla 500 mg/L değeri “500 mg/L altındaki her su sağlıklıdır, üzerindeki her su tehlikelidir” biçiminde yorumlanmamalıdır.[5]

İletkenlik ile İçme Suyu Güvenliği Arasındaki Temel Fark

Elektriksel iletkenlik fiziksel-kimyasal bir toplu göstergedir. İçme suyu güvenliği ise çok sayıda bağımsız kimyasal ve mikrobiyolojik tehlikenin değerlendirilmesini gerektiren çok daha geniş bir kavramdır.[3][1]

İletkenlik/TDS İçme Suyu Güvenliği
Toplam iyonik yük hakkında bilgi verir Belirli kimyasal ve mikrobiyolojik tehlikeleri değerlendirir
Hızlı ölçülebilir Çoğu parametre için özel analiz gerekir
Hangi iyonun bulunduğunu söylemez Arsenik, nitrat, kurşun gibi maddeleri ayrı ayrı ölçer
Bakterileri belirlemez Mikrobiyolojik analiz ayrı yapılır
Değişim takibinde çok kullanışlıdır Sağlık riskinin değerlendirilmesinde çok parametreli yaklaşım gerekir
Tek başına güvenlik göstergesi değildir Birden fazla parametrenin birlikte değerlendirilmesine dayanır

Avrupa Birliği’ndeki 2500 µS/cm Değeri Nasıl Yorumlanmalıdır?

Avrupa Birliği’nin içme suyu düzenlemesinde elektriksel iletkenlik için 20 °C’de 2500 µS/cm gösterge parametrik değeri bulunmaktadır.[6]

Buradaki kritik ifade gösterge parametresi olmasıdır. Avrupa Birliği düzenlemesinde iletkenlik, sağlık temelli kimyasal parametrelerden ayrı olarak gösterge parametreleri arasında yer almaktadır.[6]

Bu değer “2500 µS/cm altındaki bütün sular sağlık açısından güvenlidir” şeklinde yorumlanamaz.

Örneğin 500 µS/cm iletkenliğe sahip bir su yine de belirli bir sağlık açısından önemli kirleticiyi kabul edilemeyecek seviyede içerebilir. Bunun tersine iletkenlikteki yükselmenin nedeni doğal mineralizasyon veya tuzluluk olabilir. İletkenlik tek tek kirleticilerin kimliğini ortaya koymaz.[3]

İletkenlik değeri suyun genel kimyasal karakterini değerlendirmede ve olağan dışı değişiklikleri fark etmede önemlidir; kapsamlı güvenlik analizinin yerine geçmez.[1]

Neden Bazı Tehlikeli Maddeler TDS Metrede Görünmez?

Bunun en önemli nedenlerinden biri konsantrasyon farkıdır.

TDS değerleri genellikle onlarca veya yüzlerce mg/L düzeyindedir. Buna karşılık sağlık açısından önemli bazı maddeler µg/L, hatta daha düşük konsantrasyonlarda değerlendirilebilir. Arsenik gibi bazı kirleticiler buna iyi bir örnektir.[2]

Konsantrasyon mg/L karşılığı
1 mg/L 1 mg/L
100 µg/L 0,100 mg/L
10 µg/L 0,010 mg/L
1 µg/L 0,001 mg/L

200 mg/L toplam çözünmüş madde içeren bir suda 0,010 mg/L düzeyindeki belirli bir kirleticinin varlığını toplam TDS rakamından ayırmak mümkün değildir.

Ayrıca her madde elektriksel iletkenliğe aynı şekilde katkıda bulunmaz. İletkenlik esas olarak su içindeki iyonların elektriksel davranışıyla ilişkilidir. Bu nedenle iletkenlik ölçümü belirli bir kirletici için seçici kimyasal analiz yerine geçmez.[3]

TDS 0 Olan Su Tamamen Saf mıdır?

Bir ev tipi cihazın “0 ppm” göstermesi suyun mutlak anlamda hiçbir madde içermediğini kanıtlamaz.

Bunun birkaç nedeni vardır:

  • Cihazın çözünürlüğü sınırlıdır.
  • Çok düşük konsantrasyonları ayırt edemeyebilir.
  • İyonik olmayan çözünmüş maddeler ölçüme çok az katkıda bulunabilir.
  • Mikroorganizmalar TDS ölçümüyle güvenilir şekilde belirlenmez.
  • Cihazın kalibrasyon ve ölçüm toleransı vardır.

TDS ve iletkenlik ölçümleri iyonik özellikleri değerlendirdiğinden, düşük bir sonuç bütün kimyasal ve mikrobiyolojik tehlikelerin yokluğu anlamına gelmez.[3][1]

Bu nedenle “0 ppm” ifadesi pratik olarak cihazın ölçüm aralığında son derece düşük iletkenlik/TDS anlamına gelir; suyun bütün kimyasal ve biyolojik bileşenlerden tamamen arındırıldığı anlamına gelmez.

Çok Düşük TDS Daha Sağlıklı Su Demek midir?

TDS için “ne kadar düşük, o kadar sağlıklı” şeklinde evrensel bir kural bulunmaz. WHO TDS için sağlık temelli bir kılavuz değeri belirlememektedir.[2]

TDS miktarının azalması özellikle ters ozmoz gibi proseslerde çözünmüş iyonların uzaklaştırıldığını gösterir. Bu prosesin genel iyon giderim performansını değerlendirmek açısından faydalıdır. Ancak sağlık değerlendirmesi yalnızca toplam çözünmüş madde miktarına indirgenemez.[1]

Örneğin 30 mg/L TDS içeren bir su ile 150 mg/L TDS içeren başka bir su arasında yalnızca bu iki sayıya bakılarak hangisinin sağlık açısından daha güvenli olduğu söylenemez.

İkinci su doğal kalsiyum, magnezyum ve bikarbonat iyonlarından oluşan mineralizasyon içerebilir. Birinci su ise düşük mineralizasyonuna rağmen analiz edilmemiş bir mikrobiyolojik veya kimyasal risk taşıyabilir.

TDS Ölçümü Ters Ozmoz Sistemlerinde Neden Çok Kullanışlıdır?

TDS’nin su güvenliğinin doğrudan göstergesi olmaması, ölçümün yararsız olduğu anlamına gelmez. Aksine ters ozmoz sistemlerinde günlük teknik kontrolde son derece pratik bir parametredir.

RO membranı çözünmüş iyonların önemli bölümünü besleme suyundan ayırdığı için giriş ve çıkış iletkenliği arasında belirgin fark oluşması beklenir.

Örneğin:

Ölçüm noktası TDS
Besleme suyu 600 ppm
Membran ürün suyu 30 ppm

Bu durumda yaklaşık genel TDS giderimi:

[(600 − 30) / 600] × 100 = %95

olur.

Bu değer membranın genel iyon ayırma performansının yüksek olduğunu düşündürür.

Ancak burada doğru karşılaştırmanın yapılabilmesi için giriş ve ürün suyunun mümkün olduğunca benzer koşullarda ölçülmesi gerekir. İletkenlik özellikle sıcaklıktan etkilendiği için ölçüm koşullarının karşılaştırılabilir olması önemlidir.[3]

RO Tankından Alınan TDS ile Membran Çıkışındaki TDS Neden Farklı Olabilir?

Ev tipi ters ozmoz cihazlarında membran ürün suyunun doğrudan ölçülmesi ile depolama tankından veya son karbon filtreden alınan suyun ölçülmesi aynı sonucu vermeyebilir.

Bunun nedenleri arasında:

bulunabilir.

Özellikle mineral veya alkali filtre kullanılan cihazlarda filtre suya yeniden iyon kazandırdığı için nihai musluk TDS’si membran çıkış TDS’sinden daha yüksek olabilir. Bu durum tek başına membranın bozuk olduğunu göstermez.

TDS Cihazının Sıcaklık Kompanzasyonu Neden Önemlidir?

Elektriksel iletkenlik sıcaklıktan etkilenir. Bu nedenle iletkenlik sonuçlarının karşılaştırılmasında referans sıcaklığı ve sıcaklık düzeltmesi önemlidir. USGS’nin özgül iletkenlik metodolojisi de iletkenliğin standart bir referans sıcaklığa göre değerlendirilmesini temel almaktadır.[3]

Bu nedenle kaliteli iletkenlik ve TDS cihazlarında otomatik sıcaklık kompanzasyonu bulunabilir. Cihaz ölçümü belirli bir referans sıcaklığa göre düzeltmeye çalışır.

Laboratuvar ve mevzuat sonuçlarında sıcaklığın belirtilmesinin nedeni budur. Avrupa Birliği düzenlemesindeki iletkenlik gösterge değeri 20 °C için 2500 µS/cm olarak tanımlanmıştır.[6]

Dolayısıyla farklı sıcaklıklardaki suların ölçümlerini doğrudan karşılaştırırken sıcaklık etkisi dikkate alınmalıdır.

TDS Metre Nasıl Doğru Kullanılır?

  1. Temiz bir kaba ölçülecek sudan numune alın.
  2. Kapta deterjan veya başka kimyasal kalıntısı olmadığından emin olun.
  3. Cihaz elektrotlarının temiz olmasını sağlayın.
  4. Cihazı belirtilen ölçüm seviyesine kadar suya daldırın.
  5. Değerin stabil hale gelmesini bekleyin.
  6. Gerekliyse sıcaklığın dengelenmesine izin verin.
  7. Ölçümden sonra probu uygun şekilde durulayın.
  8. Belirli aralıklarla uygun iletkenlik standardıyla kalibrasyonu kontrol edin.

İletkenlik ölçümlerinde cihaz kalibrasyonu, sıcaklık, elektrotların temizliği ve ölçüm prosedürü sonucun doğruluğunu etkileyebilir. USGS saha ölçüm prosedürleri de kalibrasyon ve sıcaklık kontrolünü ölçüm kalitesinin temel unsurları arasında ele almaktadır.[3]

Aynı sistemi zaman içinde takip ediyorsanız ölçümlerin mümkün olduğunca aynı noktada ve benzer koşullarda yapılması karşılaştırılabilirliği artırır.

Musluk Suyunda TDS Değeri Birden Yükselirse Ne Anlama Gelebilir?

Aynı su kaynağında normal değerden belirgin biçimde farklı bir TDS veya iletkenlik sonucu dikkate alınması gereken bir değişim göstergesidir. İletkenlik, suyun iyonik bileşimindeki değişimlere duyarlı olduğundan rutin ve sürekli su kalitesi izlemesinde yararlı olabilir.[3]

Ancak yalnızca TDS ölçümünden değişimin nedeni anlaşılamaz.

Olası nedenler arasında:

  • Su kaynağının değişmesi,
  • farklı kuyuların devreye alınması,
  • mevsimsel değişim,
  • tuzluluk artışı,
  • arıtma prosesinin değişmesi,
  • kimyasal dozlama,
  • yeraltı suyunda mineralizasyon değişimi,
  • ölçüm cihazındaki kalibrasyon problemi

bulunabilir.

Kalıcı ve açıklanamayan büyük değişikliklerde ayrıntılı su analizi yapılması daha doğru yaklaşım olacaktır.

TDS ile İletkenlik Arasındaki Fark Kısaca Nedir?

Özellik TDS Elektriksel iletkenlik
Temel anlam Toplam çözünmüş madde miktarı Suyun elektrik akımını iletebilme kapasitesi
Yaygın birim mg/L veya ppm µS/cm veya mS/cm
Laboratuvar yöntemi Doğrudan yöntemlerle belirlenebilir Elektriksel olarak ölçülür
El tipi TDS metre Genellikle tahmini değer verir Asıl ölçülen temel parametredir
Kimyasal kimlik verir mi? Hayır Hayır
Su güvenliğini tek başına gösterir mi? Hayır Hayır

TDS ve elektriksel iletkenlik arasındaki bu ilişki ve iki parametrenin birbirine dönüştürülmesindeki sınırlamalar USGS tarafından da ayrıntılı biçimde ele alınmaktadır.[4]

TDS Ölçümü Ne Zaman Gerçekten Faydalıdır?

TDS veya iletkenlik ölçümü aşağıdaki amaçlarla oldukça faydalıdır:

  • RO membranı öncesi ve sonrası genel iyon giderimini karşılaştırmak,
  • aynı su kaynağındaki ani değişimleri fark etmek,
  • kuyu suyunun mineralizasyonundaki değişimi takip etmek,
  • demineralizasyon sistemlerinin performansını izlemek,
  • iyon değiştirici veya membran sistemlerinde proses takibi yapmak,
  • laboratuvar analizine ihtiyaç olup olmadığını düşündürebilecek anormal eğilimleri belirlemek.

İletkenliğin hızlı ölçülebilmesi, suyun iyonik bileşimindeki değişimlerin izlenmesinde önemli bir avantajdır.[3]

TDS’nin gücü tek ölçümün mutlak anlamından çok, aynı sistem üzerindeki karşılaştırmalı ve zaman serisi ölçümlerinde ortaya çıkar.

TDS Ölçümü Ne Zaman Yetersizdir?

Aşağıdaki soruların hiçbirine yalnızca TDS metreyle güvenilir yanıt verilemez:

  • Suda arsenik var mı?
  • Suda kurşun var mı?
  • Nitrat güvenli düzeyde mi?
  • E. coli var mı?
  • Su mikrobiyolojik olarak güvenli mi?
  • Pestisit var mı?
  • PFAS bulunuyor mu?
  • Florür konsantrasyonu nedir?
  • Suyun sertliği kaç mg/L CaCO₃?
  • Demir veya mangan ne kadar?
  • Su yasal içme suyu kriterlerini karşılıyor mu?

Bu sorular hedefe yönelik analitik yöntemler gerektirir. WHO içme suyu kalitesi yaklaşımında kimyasal kirleticiler ve mikrobiyolojik tehlikeler ayrı parametreler ve riskler üzerinden değerlendirilmektedir.[1]

TDS Değerine Bakarak Su Arıtma Cihazı Seçilebilir mi?

Tek başına TDS değeriyle doğru arıtma sistemi tasarlamak mümkün değildir. Bunun temel nedeni TDS’nin çözünmüş maddelerin kimliğini göstermemesidir.[4]

Örneğin iki kuyu suyunun TDS değeri 700 mg/L olsun. Birinci kuyuda sorun esas olarak sertlik olabilir. İkinci kuyuda ise sodyum ve klorür baskın olabilir. Her iki suya uygulanacak ön arıtma ve proses yaklaşımı aynı olmak zorunda değildir.

Başka bir örnekte TDS yalnızca 250 mg/L olmasına rağmen arsenik veya nitrat gibi özel bir parametre arıtma gerektirebilir. TDS değeri bu maddelerin güvenli konsantrasyonda olup olmadığını tek başına ortaya koyamaz.[1]

Bu nedenle sistem tasarımında TDS’nin yanında su kaynağına ve uygulamaya göre gerekli olan;

incelenmelidir.

“TDS Kaç Olmalı?” Sorusu Neden Tek Başına Yanlıştır?

İnternette sıklıkla “0–50 mükemmel”, “50–150 ideal”, “300 üzeri kötü” gibi bilimsel bağlamdan kopuk TDS tabloları paylaşılmaktadır. Bu tür sınıflandırmalar suyun sağlık açısından güvenli olup olmadığını belirlemek için yeterli değildir. Dünya Sağlık Örgütü TDS için sağlık temelli bir kılavuz değeri tanımlamamaktadır.[2]

TDS bir toplu konsantrasyon göstergesidir. 150 mg/L TDS’nin hangi maddelerden oluştuğu bilinmeden sağlık açısından kapsamlı hüküm verilemez.

Örneğin aşağıdaki iki su teorik olarak benzer TDS gösterebilir:

Su 1 Su 2
Doğal kalsiyum ve bikarbonat ağırlıklı Farklı iyon bileşimine sahip
Sertlik daha yüksek olabilir Sodyum daha yüksek olabilir
Mineral profili farklıdır Mineral profili farklıdır
TDS 250 mg/L TDS 250 mg/L

TDS sayısı aynı olduğu halde su kimyası aynı değildir. İletkenlik-TDS ilişkisi de iyon bileşiminin farklılığı nedeniyle bütün doğal sularda aynı değildir.[4]

TDS ve Su Güvenliği Arasındaki En Önemli Ayrım

TDS ölçümü, suyun içindeki çözünmüş maddelerin toplam miktarı veya buna ilişkin tahmin hakkında bilgi verir. İçme suyu güvenliği ise hangi kimyasal ve mikrobiyolojik tehlikelerin hangi konsantrasyonlarda bulunduğunun değerlendirilmesine dayanır.[1]

Bu iki yaklaşım arasındaki fark şu örnekle açıklanabilir:

Bir suyun TDS’si 200 mg/L olabilir. Bu 200 mg/L’nin büyük bölümü kalsiyum, magnezyum ve bikarbonat olabilir. Başka bir suyun TDS’si yine 200 mg/L olabilir ancak kimyasal bileşimi farklı olabilir. TDS metre iki su arasındaki ayrıntılı kimyasal farkı gösteremez.[4]

Dahası, mikrogram/litre düzeyinde önemli olan bir kirletici toplam 200 mg/L içerisinde matematiksel olarak son derece küçük bir pay oluşturabilir. Buna rağmen sağlık açısından önemli olabilir. Arsenik bunun tipik örneklerinden biridir.[2]

Bu nedenle TDS düşük = güvenli su veya “TDS yüksek = tehlikeli su” denklemlerinin ikisi de bilimsel olarak eksiktir.

Sık Sorulan Sorular

TDS metre suyun içilebilir olduğunu gösterir mi?

Hayır. TDS metre suyun çözünmüş iyon yükü hakkında genel bilgi verir. Kimyasal ve mikrobiyolojik içme suyu güvenliğini tek başına belirleyemez.[1]

TDS metre bakteri ölçer mi?

Hayır. E. coli veya diğer mikroorganizmaların tespiti için uygun mikrobiyolojik analiz gerekir.[1]

TDS metre arsenik ölçer mi?

Hayır. TDS metre arsenik için seçici bir analiz cihazı değildir. Arsenik özel laboratuvar yöntemiyle ölçülmelidir.[2]

TDS metre kurşunu gösterir mi?

Hayır. Kurşun konsantrasyonu özel analitik yöntemlerle değerlendirilmesi gereken ayrı bir kimyasal parametredir.[1]

100 ppm TDS olan su 500 ppm sudan kesinlikle daha sağlıklı mıdır?

Hayır. Bu iki sayıdan böyle bir sonuç çıkarılamaz. Öncelikle TDS’yi oluşturan maddelerin kimliği ve sağlık açısından önemli diğer parametreler bilinmelidir. TDS için sağlık temelli tek bir genel WHO sınırı bulunmamaktadır.[2]

RO cihazında TDS’nin düşmesi iyi midir?

RO membranının çözünmüş iyonları ayırma performansının pratik olarak izlenmesi açısından giriş ve ürün suyu TDS’si arasındaki düşüş yararlı bir göstergedir. Ancak bu sonuç bütün kirleticilerin aynı oranda giderildiğini göstermez.

RO cihazının çıkış TDS’si yükselirse membran bozuk mudur?

Her zaman değil. Giriş suyunun TDS’sindeki değişim, sıcaklık, basınç, membran yaşı, membran contaları, cihazın çalışma koşulları ve sonradan kullanılan mineral filtre gibi faktörler değerlendirilmelidir.

Mineral filtre takıldıktan sonra TDS yükselmesi normal midir?

Evet. Mineral veya remineralizasyon filtresi suya çözünmüş iyon kazandırıyorsa iletkenlik ve dolayısıyla tahmini TDS yükselebilir.

TDS ile sertlik aynı şey midir?

Hayır. Sertlik esas olarak kalsiyum ve magnezyumla ilişkilidir. TDS ise sudaki toplam çözünmüş madde konsantrasyonunu temsil eder.

TDS ile iletkenlik aynı şey midir?

Hayır. İletkenlik doğrudan ölçülen elektriksel bir özelliktir. TDS toplam çözünmüş madde miktarıdır. Taşınabilir TDS metreler genellikle iletkenliği ölçüp bir katsayı kullanarak tahmini TDS değerine dönüştürür.[4]

0 ppm TDS su tamamen saf ve güvenli midir?

Hayır. Cihazda 0 ppm görülmesi yalnızca cihazın ölçüm kapasitesi içinde iyonik içeriğin son derece düşük olduğunu gösterebilir. Mikrobiyolojik güvenliği veya bütün olası kimyasal kirleticilerin yokluğunu kanıtlamaz.[1]

İletkenlik değeri yüksekse laboratuvar analizi gerekir mi?

Tek bir iletkenlik değerinden zorunlu olarak sağlık problemi çıkarılamaz. Ancak beklenmeyen, kalıcı veya kaynağın geçmiş değerlerinden belirgin biçimde farklı bir iletkenlik sonucu suyun iyonik bileşimindeki değişikliğe işaret edebilir ve ayrıntılı analizin gerekçelerinden biri olabilir.[3]

Pratik Değerlendirme

TDS metreyi bir “su güvenliği dedektörü” olarak değil, hızlı bir iletkenlik ve mineralizasyon takip aracı olarak düşünmek daha doğrudur. İletkenlik doğal sulardaki iyonik değişimleri izlemek açısından değerli olmakla birlikte belirli kimyasal veya mikrobiyolojik kirleticilerin analizinin yerini tutmaz.[3][1]

Ev kullanıcıları için en anlamlı kullanım biçimi, aynı su kaynağını ve aynı arıtma cihazını zaman içinde karşılaştırmaktır. Örneğin şebeke girişinin, RO membran çıkışının ve nihai ürün suyunun belirli aralıklarla ölçülmesi sistemde meydana gelen değişikliklerin fark edilmesine yardımcı olabilir.

Ancak suyun içme açısından güvenli olduğunun belirlenmesi gerektiğinde TDS ölçümünün ötesine geçilmelidir. Kaynağın risklerine göre arsenik, nitrat, kurşun, demir, mangan, florür, pestisitler ve mikrobiyolojik göstergeler gibi parametrelerin uygun laboratuvar yöntemleriyle ayrı ayrı değerlendirilmesi gerekir.[1]

TDS’nin verdiği temel bilgi “suda ne kadar çözünmüş madde bulunuyor?” sorusuna ilişkin genel veya tahmini bir göstergedir. “Bu su güvenli mi?” sorusu ise kimyasal ve mikrobiyolojik tehlikelerin ayrı ayrı değerlendirilmesini gerektirir.[1]

Kaynakça

  1. [1] World Health Organization – Guidelines for Drinking-water Quality: Fourth Edition Incorporating the First, Second and Third Addenda — https://www.who.int/publications/i/item/9789240121225
  2. [2] World Health Organization – Guidelines for Drinking-water Quality — https://www.who.int/docs/default-source/food-safety/arsenic/9789241549950-eng.pdf
  3. [3] U.S. Geological Survey – Chapter A6.3: Specific Conductance — https://www.usgs.gov/publications/chapter-a63-specific-conductance
  4. [4] U.S. Geological Survey – Salinity and Total Dissolved Solids Measurements for Natural Waters — https://www.usgs.gov/publications/salinity-and-total-dissolved-solids-measurements-natural-waters-overview-and-a-new
  5. [5] U.S. Environmental Protection Agency – Secondary Drinking Water Standards: Guidance for Nuisance Chemicals — https://www.epa.gov/sdwa/secondary-drinking-water-standards-guidance-nuisance-chemicals
  6. [6] European Union – Directive (EU) 2020/2184 on the Quality of Water Intended for Human Consumption — https://eur-lex.europa.eu/legal-content/en/ALL/?uri=CELEX%3A32020L2184
Son editör incelemesi: 16.09.2026

Arıtmapedia · https://aritmapedia.com/terim/tds-olcumu-neyi-gosterir-neyi-gostermez-iletkenlik-ile-guvenlik-arasindaki-fark/

Okuma listesi için giriş yap WhatsApp